FRANCHİSİNG’İN VERGİSEL BOYUTU (2)

I- FRANCHİSİNG İŞLEMLERİNİN GÜMRÜK KIYMETİ AÇISINDAN

       DEĞERLENDİRİLMESİ

Gümrük Yönetmeliğinin 56.maddesi ile 29044/28.06.2014 sayı ve tarihli Resmi Gazetede yayınlanan  Gümrük Kıymetine İlişkin 2 Sayılı Gümrükler Genel Tebliği gereği; Franchising işlemleriyle ilgili olarak yurtdışına ödenen franchise giriş bedeli (franchisee fee) reklam fonu (advertising fee) ödemesi, masraf paylaşımı hizmetleri karşılığında yapılan ödemeler ile franchise kullanım bedeli/franchise fee (royalty)’nin ithal eşyasının gümrük kıymetine eklenebilmesi için söz konusu ücretlerin,

a) Kıymeti belirlenecek eşya ile ilgili olması ve

b) Kıymeti belirlenecek eşyanın satış koşulu olarak yapılmış olması,

Gerekmektedir. Bu şartların her ikisini bir arada taşıyan söz konusu ücretlerin ithal edilen eşyanın gümrük kıymetine eklenmesi gerekir.

Örnek 4: Yukarıda (Örnek 1’de) yer alanA firmasının, 01.01.2020 tarihinden itibaren “Mc Donald’s”larda sattığı hamburgerlerde kullandığı etleri ve sosları ABD’den getirdiğini/ithal ettiğini, 2020 yılı ilk altı aylık dönemde ithal edilen et ve sos tutarının 300.000-USD olduğunu, A firmasının “Mc Donald’s” firmasına 50.000-USD  franchise giriş bedeli (franchisee fee), 75.000-USD reklam fonu (advertising fee) ve merkezi yönetim giderleri katkı payı ile 2020 ilk altı aylık dönem için (Bu döneme tekabül eden) 125.000-EUR royalti – lisans ücreti, isim hakkı, patent hakkı, vb. ödeme yaptığını/yapacağını varsayalım. A firmasının Yurt dışına (Mc Donald’s firmasına) yaptığı/yapacağı söz konusu ödemeler (Toplam 250.000-USD) Gümrük Kıymetinin bir unsuru olup; A firmasınca, 300.000-USD’lık Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi veya Beyannameleriyle ilişkilendirilerek ilgili Gümrük İdaresine beyanda/Gümrük Yönetmeliği’nin 53.maddesine göre tamamlayıcı beyanda bulunularak tekabül eden gümrük vergilerinin ödenmesi gerekir.

a) Royalti Ücretinin İthal Edilen Eşya İle İlgili Olması Koşulu:

1) Franchising sözleşmesi kapsamında devredilen haklar ithal konusu eşyada cisim buluyorsa veya ithal eşyası söz konusu haklar kullanılarak imal ediliyorsa, royalti ücreti ithal eşyası ile ilgilidir. Eğer ithal eşyası royalti ücreti ödenen marka ile bağlantılı ise bu ücretin ithal eşyası ile ilgili olduğu kabul edilir.

2) Aksine bir delil olmadıkça royalti ücreti,

a) İthal edilen eşyanın fiyatı, miktarı veya tutarına bağlı olarak belirleniyorsa,

b) Aynı durumda ithal edilip satılan eşyanın yeniden satışına bağlı olarak hesaplanıyorsa,

c) İthal edildikten sonra sulandırma, ambalajlama veya montaj gibi küçük işlem gören eşyada işlem sonrası elde edilen ürüne bağlı olarak hesaplanıyorsa,

Sayfa 1 / 6

İthal edilen eşya ile ilgilidir.

3) İthal eşyasının, küçük işlemler haricindeki imalat nedeniyle bir başka eşyanın bünyesindeki maddelerden biri veya bir parçası olması, royalti ücretinin ithal edilen bu eşya ile ilgisinin kurulmasına engel teşkil etmez. Royalti ücretinin ithal edilen eşyanın yanında diğer eşya, hak veya hizmetleri de kapsaması durumunda, toplam ücretin sadece nesnel ve ölçülebilir verilere dayanılarak eşya ile ilgisi kurulup hesaplanabilen kısmı ithal edilen eşyanın gümrük kıymetine dahil edilir. Ödenen veya ödenecek royalti ücretinin hesaplanabilmesi halinde nesnel ve ölçülebilir verilerin bulunduğu kabul edilir.

b) Royalti Ücretinin İthal Eşyasının Satış Koşulu Olması:

1) Franchising sözleşmesi kapsamında ödenen royalty/royalti ücretinin kıymeti belirlenecek eşyanın satış koşulu olması, ithal edilen eşyaya ilişkin olarak ithalatçı tarafından yapılan veya yapılacak royalti ödemesinin ihracatçı ve ithalatçı arasındaki alım-satımın gerçekleşmesinde vazgeçilmez ve esaslı bir unsur olmasını ifade eder.

2) Alıcının royalti ücretini satış koşulu olarak ödeyip ödemediğinin tespitinde belirleyici unsurlardan biri, alıcının söz konusu eşyaları royalti ödemesi yapmadan alıp alamayacağıdır. Royalti ücreti satışın koşulu olarak ödendiği sürece üçüncü kişiye ödeme yapılmasının satıcıya yapılan ödemeden bir farklılığı yoktur. Üçüncü taraflara ödenen royalti ücretleri de dahil olmak üzere royalti ödemesinin ithal edilen eşyaların satış koşulu olarak yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi için her olay bazında, satış anlaşması, franchising (royalty) sözleşmesi ile diğer ilgili bilgiler arasındaki bağlantı da dahil olmak üzere satış ve ithalatı ilgilendiren tüm faktör ve belgelerin ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerekir.

3) Royalti ödemesinin satış koşulu olup olmadığının tespitinde;

a) Franchising sözleşmesi, satış sözleşmesi veya ilgili dökümanlarda royalti ödemesine bir atıfta bulunulması,

b) Franchising veya Royalti sözleşmesinde eşyaların satışına ilişkin bir atıfta bulunulması,

c) Franchising/royalty sözleşmesi veya satış sözleşmesi şartlarına göre; satış sözleşmesinin, royalti ücretinin franchisor’a ödenmemesi sebebiyle söz konusu sözleşmeye aykırı davranıştan dolayı sona ereceği şeklinde bir hüküm içerip içermediği,

d) Franchising/royalty sözleşmesinde, royalti ücretinin ödenmemesi durumunda imalatçının/franchisee’nin franchisor’un hakları ile ilişkili eşyayı/hizmeti imal etmesini, ifasını veya satmasını yasaklayan bir hüküm bulunması,

e) Franchising/royalty sözleşmesinin, kalite kontrolünü aşan, franchisor’un imalatçı ve ithalatçı arasındaki üretim veya satışı kontrol edebilmesine imkân veren hükümler içermesi,

Hususları dikkate alınır. Söz konusu şartlardan en az birinin bulunması halinde royalti ödemesi eşyanın satış koşuludur.

Marka Kullanımına İlişkin Royalti Ücretleri:

1) İthalatçının marka kullanmak karşılığında ödediği veya ödeyeceği royalti ücretinin eşyanın gümrük kıymetine ilave edilebilmesi için, aşağıdaki şartlardan en az birinin mevcudiyeti gerekli ve yeterlidir.

Sayfa 2 / 6

a) Marka için ödemelerde; söz konusu marka ithal eşyasına eklenmiş veya seyreltme, karıştırma, sınıflandırma, basit montaj gibi önemsiz bir işçilik sonrası eklenmiş ise, royalti ücreti, aynı durumda yeniden satılan veya ithal edildikten sonra sadece önemsiz işlemden geçen eşyaya ilişkin ise,

b) Eşya, ithalattan önce veya sonra yapıştırılan ve royalti ücretinin ödendiği marka altında pazarlanıyorsa,

c) Alıcı, bu tür eşyayı satıcı/franchisor ile ilişkisi olmayan diğer satıcılardan temin etme özgürlüğüne sahip değilse.

Franchising İşlemleri Sonucu Doğan Royalti Ücretinin İlgili Gümrük İdaresine Beyan Edilmesi:

1) İthal eşyasının gümrük kıymetine eklenmesi gereken, franchising işlemleriyle ilgili olarak yurtdışına ödenen franchise giriş bedeli (franchisee fee) reklam fonu (advertising fee) ödemesi, masraf paylaşımı hizmetleri karşılığında yapılan ödemeler ile franchise kullanım bedeli/franchise fee (royalty) tutarının ithal anında belirli olması durumunda, söz konusu ücret ithal anında gümrük kıymetine dahil edilerek beyan edilir.

2) İthal eşyasının gümrük kıymetine dahil edilmesi gereken, ancak tutarı ithalattan sonra belli olacak söz konusu ücretlerle (gümrük kıymet unsurlarıyla) ilgili olarak, Gümrük Yönetmeliğinin 53.maddesi çerçevesinde istisnai kıymetle beyanda bulunulur.

3) Royalti tutarının net veya brüt satış hasılatı veya kâr üzerinden hesaplanması gereken durumlarda, yükümlülerin talebi ve gümrük idaresinin uygun bulması şartıyla, ithal eşyasının gümrük kıymetine dahil edilecek royalti ücreti, eşyanın FOB bedeli esas alınarak sözleşme gereği net veya brüt satış hasılatı veya kârına uygulanacak royalti oranına göre yapılacak uygun bir paylaştırma sonucunda hesaplanır. Bu durumda, Gümrük Yönetmeliğinin 53 üncü maddesine göre işlem yapılır. Tamamlayıcı beyan, royalti ücreti ödemesinin ilgili firmanın muhasebe kaydına girdiği ayı takip eden ayın yirmi altıncı (26) günü akşamına kadar verilir ve vergileri de aynı süre içinde ödenir.

4) Royalti ücreti ödemelerinin dönemsel olarak belirlendiği durumlarda, yükümlünün talep etmesi ve gümrük idaresinin izin vermesi şartıyla; royalti ücretlerinin dönemsel olarak beyan edilmesi mümkündür. İzin talebinde Ek-1’de yer alan form kullanılır. İlgili sözleşmeler ve onaylı çevirileri de talep yazısına eklenir. İzin verilmesi halinde ilgili Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü ilgili gümrük idarelerini bilgilendirir. Bu izin kapsamında yapılacak her bir ithalat için ayrıca başvuru yapılması gerekmez. Tamamlayıcı beyan, Ek-2’de yer alan form kullanılarak royalti ücretinin ilgili firmanın muhasebe kaydına girdiği ayı takip eden ayın yirmi altıncı günü akşamına kadar ilgili gümrük idarelerine verilir ve vergileri de aynı süre içinde ödenir. Ödemeye ilişkin bilgi ve belgeler gümrük idaresince bölge müdürlüğüne gönderilir. Bölge müdürlüğünce; ibraz edilen bilgi ve belgeler verilen izin çerçevesinde kontrol edilir.

5) İstisnai kıymetle beyana ilişkin tamamlayıcı beyanların süresi içerisinde verilmemesi nedeniyle zamanında ödenmeyen gümrük vergileri için eşyanın serbest dolaşıma girişine ilişkin beyannamenin tescil tarihinden itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre belirlenen gecikme zammı oranında gecikme faizi tahsil edilir ve ithalata ilişkin her bir serbest dolaşıma giriş beyannamesi için 4458 sayılı Gümrük Kanununun 241.maddesinin birinci fıkrası uyarınca usulsüzlük cezası uygulanır.   6) İthal eşyasının gümrük kıymetinin bir parçası olmasına karşın gümrük idaresine beyan edilmeyen, franchising işlemleriyle ilgili olarak yurtdışına ödenen franchise giriş bedeli (franchisee fee) reklam fonu (advertising fee) ödemesi, masraf paylaşımı hizmetleri karşılığında yapılan ödemeler ile franchise kullanım bedeli/franchise fee (royalty) tutarı, vb. gümrük kıymet unsurlarının, ilgili mükellef tarafından daha

Sayfa 3 / 6

önceden sorumlu sıfatıyla 2 Nolu KDV Beyannamesiyle ilgili vergi dairesine beyanda bulunularak KDV’nin ödendiği durumlarda, gümrük mezvuatı açısından esas matraha tekabül eden KDV’nin tekrar istenilmemesi fakat, yükümlüsünce/mükellefçe gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihte varlığı ve miktarı bilinen, söz konusu kıymet unsurlarına ait KDV’nin gümrük idaresi yerine, daha sonraki bir tarihte ilgili Vergi Dairesine beyan edilerek ödenmesi halinde KDV tutarı açısından bir vergi farkı oluşmamakla birlikte, gümrük yükümlülüğünün başladığı tarih (SDGB’nin tescil tarihi) ile vergi dairesine KDV’nin beyan edildiği tarih (3065 sayılı Katma değer Vergisi Kanunu’nun 39.maddesine göre, Vergilendirme Dönemi: Vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlar için bir ay olup, Kanun’un 41.maddesine göre de: Mükellefler ve vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlar Katma Değer Vergisi beyannamelerini, vergilendirme dönemini takibeden ayın yirmialtıncı günü akşamına kadar ilgili vergi dairesine vermekle yükümlüdürler.) arasında en az 26 günlük bir beyan süresi farkı oluştuğundan dolayı, oluşan bu süre için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre belirlenen gecikme zammı oranında gecikme faizi alınması ile;

a- İthal edilen eşyada sadece Katma Değer Vergisi (KDV) varsa, gümrükçe tahsil edilen diğer vergi ve resimler ile KKDF, vb. bir yükümlülük yoksa, her bir serbest dolaşıma giriş beyannamesi için Gümrük Kanununun 241.maddesinin birinci fıkrası uyarınca usulsüzlük cezası uygulanması,

b- İthal edilen eşyanın gümrükçe tahsil edilen diğer vergi ve resimlere tabi olması durumunda ise, KDV dışında kalan gümrük vergi ve resimlerinin (varsa Gümrük Vergisi, Özel Tüketim Vergisi, Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu, Kültür Bakanlığı Kesintisi/Stopajı, EkMali Yükümlülük, Özel Tüketim Vergisi,  vb. ile bunlara tekabül eden KDV’nin) Gümrük Kanunu’nun 193/3.maddesine -(6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51.maddesine göre tespit edilen gecikme zammıoranında faiz uygulanarak)- göre tahsil edilmesi ile Gümrük Kanunu’nun 234.maddesi, ÖTV Kanununun 16.maddesi ve KDV Kanunu’nun 51.maddesine göre ceza tatbik edilmesi,

Gerekir.

7) Franchising işlemleriyle ilgili olarak, yurtdışına ödenen franchise giriş bedeli (franchisee fee), reklam fonu (advertising fee) ödemesi, masraf paylaşımı hizmetleri karşılığında yapılan ödemeler ile franchise kullanım bedeli/franchise fee (royalty ücreti)’yle ilgili olarak düzenlenen, franchising sisteminin, zorunlu bir unsuru olan ve belirli bir bedel ihtiva eden sözleşmeler, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun 1, 3, 4, 5, 14 ve 24.maddesi gereği Damga Vergisine tabi olup, aynı Kanun’un 26.maddesi gereği de; Resmi dairelerin ilgili memurları, kendilerine ibraz edilen kâğıtların Damga Vergisini aramaya ve vergisi hiç ödenmemiş veya noksan ödenmiş olanları bir tutanakla tespit etmeye veya bunları tutanağı düzenlemek üzere, vergi dairesine göndermeye mecburdurlar.

– Franchising sözleşmelerinin noter vasıtasıyla düzenlenmesi ve Türkiye’de tescilinin yaptırılması durumunda ayrıca, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 38.maddesine göre noter harcına ve aynı Kanun’un 108.maddesine göre de başvuru ve sicil kayıt (tescil) harcına tabidir.

8) İthal edilen eşya ile ilgili olarak, söz konusu sözleşmeler ve sözleşme yerine geçen belgeler nedeniyle ödenen veya ödenmesi gereken damga vergisi, noter harcı ile sicil kayıt (tescil) harcı, vb. ödemeler 3065 sayılı Karma Değer Vergisi Kanunu’nun “İthalatta Matrah” başlıklı 21.maddesinin “b” bendi gereği ithalatta KDV matrah unsuru olup, söz konusu ödemeler bahse konu sözleşmeler kapsamında ithal edilen eşyalara ilişkin serbest dolaşıma giriş beyannameleriyle ilişkilendirilip ilgili gümrük idaresine beyan edilerek, tekabül eden KDV’nin de ödenmesi gerekir.

Sayfa 4 / 6

SONUÇ

Franchise veren (franchisor) dar mükellef ise, yurtdışına ödenen franchise giriş bedeli (franchisee fee) reklam fonu (advertising fee) ödemesi,masraf paylaşımı hizmetleri karşılığında yapılan ödemeler, royalti, lisans ücreti, telif hakkı, isim hakkı, patent hakkı, vb. ödemeler, yurt dışındaki hak sahibi açısından gayri maddi hak kazancı olması nedeniyle, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 70, 94.maddesi ve geçici 67.maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 1, 2, 3, 14, 15, 21, 24, 25, 30 ve 31.maddeleri gereği vergi tevkifatına, kurumlar vergisi kesintisine (stopaja) tabi olup, kurumlar vergisi tevkifatına tabi söz konusu kazanç ve iradları nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettiren gerçek ve tüzel kişiler tarafından “Muhtasar Beyanname” ile ilgili vergi dairesine beyanda bulunularak -(İkili anlaşma varsa ilgili anlaşmadaki oran üzerinden, ikili anlaşma yoksa genel oran üzerinden)- stopajının ödenmesi gerekir.

– Bu arada, franchising ödemeleri üzerinden yapılacak vergi tevkifatları için ilgili ödemenin yurtdışına transfer anının beklenmemesi, gider olarak dönem kazancına intikal ettirildiği tarihte anılan tevkifatın yapılması gerekmektedir. Ancak, hemen belirtilmesi gerekir ki, yapılan sözleşme gereği ödemelerin transfer dönemi içinde periyodik bir şekilde yapılması halinde tevkifat zamanı olarak yurtdışına transferin yapıldığı tarih dikkate alınmalıdır.

Nakden ödeme: Tevkifat konusu bedelin fiilen ödendiği durumdur.

Hesaben ödeme: Tevkifata konu kazanç ve iradı ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.

Franchising işlemleri, söz konusu hizmetlerden Türkiye’de yararlanılması nedeniyle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1, 4, 6, 8, 9, 10, ve 24.maddesiyle, ilgili diğer mali mevzuat hükümleri gereği Katma Değer Vergisine tabidir.

Franchising sisteminin, zorunlu unsuru olan ve belirli bir bedel ihtiva eden sözleşmeler, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun 1-1 bölümünde yer alan akitlerle ilgili kâğıtlar kapsamında olmalarından dolayı Damga Vergisi Kanunu’nun 1, 3, 4, 5, 14, 24 ve 26.maddesi gereği Damga Vergisine tabidir.Öte yandan, Franchising sözleşmelerinin noter vasıtasıyla düzenlenmesi ve Türkiye’de tescilinin yaptırılması durumunda, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 38.maddesine göre noter harcına ve aynı Kanun’un 108.maddesine göre de başvuru ve sicil kayıt (tescil) harcına tabi olup, ödenen ve ödenecek söz konusu Damga Vergisi ve harçlar Katma Değer Vergisinin matrahına dahil edilmelidir.

Gümrük Yönetmeliğinin 56.maddesi ile Gümrük Kıymetine İlişkin 2 Sayılı Gümrükler Genel Tebliği gereği; Franchising işlemleriyle ilgili olarak yurtdışına ödenen franchise giriş bedeli (franchisee fee) reklam fonu (advertising fee) ödemesi, masraf paylaşımı hizmetleri karşılığında yapılan ödemeler ile franchise kullanım bedeli/franchise fee (royalty)’nin ithal eşyasının gümrük kıymetine eklenebilmesi için söz konusu ücretlerin;

a) Kıymeti belirlenecek eşya ile ilgili olması,

b) Kıymeti belirlenecek eşyanın satış koşulu olarak yapılmış olması,

Gerekmektedir. Bu şartların her ikisini bir arada taşıyan söz konusu ücretlerin ithal edilen eşyanın gümrük kıymetine eklenmesi gerekir.

Kocaeli, 09.01.2026

Kerim ÇOBAN
Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

Sayfa 5 / 6

KAYNAKÇA

  • 1- ÇOBAN Kerim, “Royalti ve Lisans Ücretlerinin Gümrük Kıymeti, Katma Değer Vergisi ve Stopaj Açısından Değerlendirilmesi”, Gümrük Dünyası Dergisi, Sayı: 83, Ankara, 2014
  • 2– KAYASezai, Franchising Sisteminde Royalti Ödemeleri, Gümrük Dünyası Dergisi, Sayı 53,  Yıl 2007.
  • 3- PİRTİNİ Serdar – AKAY Hüseyin, Bir Pazarlama Yöntemi Olan Franchising Sisteminde Vergi

    Ve Muhasebe Uygulamaları, Vergi Dünyası, Sayı 189, Yıl 997.

  • 4-  ÇELİK Abdullah – ÖZEL  D.Yener, Franchising İşlemlerinin Vergisel Analizi, Vergi Dünyası,

     Sayı 182, Yıl 1996.

  • 5- ALPTÜRK Ercan,Royalty Ve Patent Haklarının Finansal Vergisel Boyutu, Forum 18.08.2010.
  • 6- ÖZ Erdoğdu, Yurtdışından Gelen Hizmet Faturalarının Vergilendirilmesi, Erta Bağımsız

     Denetim ve YMM,05.12.2011.

  • 7- 4458 sayılı Gümrük Kanunu, 
  • 8- Mer-i Gümrük Yönetmeliği.
  • 9- 29044/28.06.2014 sayı ve tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Gümrük Kıymetine İlişkin

    2 Sayılı Gümrükler Genel Tebliği.
10- ÇOBAN Kerim, “Franchise Veya Franchising’in Gümrük Kıymeti, Katma Değer Vergisi, Kurumlar Vergisi İle Damga Vergisi Açısından Değerlendirilmesi”, Gümrük Dünyası Dergisi, Sayı: 88, Ankara, 2016/1.

Sayfa 6 / 6

FRANCHİSİNG’İN VERGİSEL BOYUTU (1)

I- TANIMLAR

Franchise (ing): “Kısaca sözlük anlamı;1) Hükümet tarafından verilen imtiyaz veya muafiyet, 2) ortak işletmecilik, mümessillik, bir markanın isim hakkının alınması, bir üretici ya da hizmet sunucu ile bir kuruluş arasında, ürün ya da hizmetin genellikle sınırları belirlenmiş bir yörede pazarlanması yolunda varılan anlaşma” demektir. Türkçe karşılığı “imtiyaz” olan franchise, İngilizce bir kelimedir.

Franchise Veya Franchising: Bir sistem ve markanın imtiyaz hakkı sahibinin, belirli süre, koşul ve sınırlar içinde, işin yönetim ve organizasyonuna ilişkin sürekli disiplin ve destek sağlayarak, belirli bir bedel karşılığında, bağımsız yatırımcılara sistem ve markasını kullandırmasına dayanan, uzun vadeli ve sürekli bir iş ilişkisidir. Franchise, esasen bir “pazarlama” yöntemidir.

Franchising: Bir ürün/hizmet imtiyaz hakkına sahip franchise verenin belirli bir pazarlama sistemi çerçevesinde ürün veya hizmetlerinin dağıtım ve sunumuna ilişkin imtiyaz hakkını ikinci bir taraf olan bağımsız bir franchise alana vermesi ile oluşan bir dağıtım sistemidir. Franchising yoluyla ana franchise veren firmanın bağımsız bir franchise alana verdiği işletme imtiyazı: Franchise verenin ürününü satma, markayı kullanma, üretim ve pazarlama tekniklerinden yararlanma ya da genel işletme yaklaşımından faydalanma şeklinde değerlendirilebilir.

Franchise Veren/Franchisor: Bir ürüne, hizmete veya bilgi birikimine, bunlara ait kalitesi kanıtlanmış ve başarılı bir markaya/isme sahip olup da, franchise anlaşması ile bunların satış dağıtım veya işletme hakkını belirli bir bedel karşılığı üçüncü yatırımcılara veren, kullandıran kişi veya kuruluştur. Franchise veren, sistemi kuranın kendisi olabileceği gibi, sadece franchise haklarını satma yetkisine sahip bir başkası da olabilir. Franchise verenin aynı sistemle çalışan kendi işletmesi veya işletmeleri olabilir veya olmayabilir. Franchise veren, sistemin gereği olan araştırma, eğitim, denetim, vb. gibi destekleri üstlenir.

Franchise Alan/Franchisee: Doğrudan veya dolaylı bir malı bedel karşılığında franchisor’un ticari adını/markasını, know-how’unu, iş görme ve teknik yöntemlerini, sistemini ve diğer sınai/fikri mülkiye haklarının kullanımını üstlenen taraf, sistemin ve markanın belli bir satış-hizmet noktası ve/veya bölgesi için haklarını anlaşma ile alarak uygulayan bağımsız yatırımcıdır.

Bölge Franchise Alan (Area Franchisee): Franchise veren, pazarın belli yükümlülüklerini ve haklarını belli bir coğrafi alanda bölge franchise alana devreder. Bölge franchise alan bazı sistemlerde alt franchise alanlara işletme açtırabilir, bazı sistemlerde sadece kendisi işletmeler açabilir. Bölge franchise alan, sistemin gereklerine göre, adeta bir franchise veren gibi alt franchise alanın seçimi, işletme yeri seçimi, eğitim, denetim, mal ve hizmet temini vb. gibi işlevlerin bir veya bir kaçını üstlenebilir.

Sayfa 1 / 7

Alt Franchise Alan (Sub Franchisee): Bölge franchise alan tarafından sistemi ve markayı kullanma hakkı anlaşma ile verilen kişi veya firmadır. Bazı sistemlerde anlaşma doğrudan bölge franchise alan ile alt franchise alan arasında yapılırken, bazı sistemlerde franchise veren anlaşmaya kendisi taraf olmaktadır.

Masterfranchise Alan (Master Franchisee): Yurt dışında geliştirilmiş bir sistem ve markanın belli bir ülkede kullanma haklarını alan kişi veya kurumdur. Bazen sadece masterfranchise alanın işletme açmasına izin verilirken, çoğunlukla kendi altında franchise satış hakkı da verilir. Bazı sistemlerde verilen franchise’lar masterfranchise alana bağlıyken, bazılarında doğrudan yurtdışındaki merkeze bağlı olurlar.

Sistem (Franchise System): Franchise ilişkisi kapsamındaki kural ve görevlerin bütününü tanımlar. Faaliyet konusu işin yapılacağı yerin seçimi, kurulması, işletme prosedürleri, satış teknikleri, markaların kullanımı, personelinin eğitimi, işletmenin denetimi, franchise alanların seçimi, franchise anlaşması gibi konular belirlenir.

Franchise Giriş Bedeli (Franchisee Fee): Franchise alanın/franchisee’nin, sisteme girmek için başlangıçta isim, marka veya sistemi kullanma hakkı karşılığında franchisor’a ödediği bedel/giriş parasıdır.

Franchise Kullanım Bedeli (Franchise Fee/Royalty): Franchise alanın işletme süresince sistemi ve markayı kullanması karşılığında franchise verene ödediği bedeldir. Genellikle aylık, bazen haftalık alınan bu bedel, yıllık ciro/hasılat veya kârın belli bir oranı, belli bir yüzdesi (Royalty) olabileceği gibi, başka büyüklüklere, örneğin işletme alanına veya hizmet birimi adedine göre de alınabilir. Kullanım bedeli için bir taban sınır konabileceği gibi, aylık sabit bir ödeme de alınabilir. Ayrıca imtiyaz veren, verdiği destek hizmetleri için ek ödeme isteyebilir. Bu ödeme, imtiyaz verenin verdiği hizmetler dolayısıyla yaptığı masrafların karşılanmasına yöneliktir.

Reklam Fonu (Advertising Fee): Çoğu sistemlerde merkezden yapılan toplu reklam harcamaları için bir fon kurulur ve franchise alanlardan katkı bedeli toplanır. Bu bedel genellikle franchise alanın yıllık ciro/hasılat veya kârıyla orantılı olarak tespit ve tahsil edilir.

Franchising Sistemi; Bağımsız girişimcilere tüketici kitleleri tarafından tanınan ve tercih edilen bir ürün ve/veya hizmetin sunumunu belirli işletmecilik yöntem ve standartları altında gerçekleştirmelerine imkân tanımakta, franchise alan girişimcinin, franchise veren firmanın işe yönelik sürekli yardım ve desteği ile daha önce tecrübe sahibi olmadığı bir işi başarı ile yürütebilmesini ve maliyetlerini büyük ölçüde azaltmasına imkân vermektedir. Franchising sisteminde, franchise veren firma belirli bir sözleşmeye dayalı olarak franchise alan bir girişimciye belirli bir bölgede, yeterli bir hizmet desteği altında ürününü satma imtiyazını /ayrıcalığını vermektedir.

II- FRANCHİSİNG’İN TARİHSEL GELİŞİM SÜRECİ

Franchising’in serbestlik anlamına gelen ilk kullanımı Orta Çağ Avrupası’na dayanmakla birlikte, franchising sistemini kullanarak mallarının dağıtımını ve pazara sunumunu gerçekleştiren ilk firma 1863 yılında Singer Dikiş Makinaları şirketi olmuştur. Böylece, ABD’de başlangıçta oldukça dar kapsamlı olarak imtiyaz sözleşmesi şeklinde değerlendirilen bir “Franchise sözleşmesi” ile işletmenin bayilere ürünlerinin satışı için imtiyaz hakkı verildiği dönem başlamıştır. Franchising sisteminin yaygın olarak kullanıldığı ilk sektörler otomobil endüstrisi, içki şişeleyicileri endüstrisi ve petrol endüstrisi olmuştur. Bu yolla belirli bölgelerde üreticiler franchise vermek suretiyle bağımsız franchise alanları kullanarak, geniş bir pazar kesimine düşük bir harcamayla ulaşmışlar ve finansal açıdan oldukça güçlenmişlerdir. Üretici firmalar franchising sisteminin sunduğu fırsatı değerlendirerek, bağımsız franchise alanlara kendi ürünlerinin dağıtım ve satış hakkı imtiyazını vererek bir yandan kârlı

Sayfa 2 / 7

duruma geçmeyi başarmışlar, bir yandan da ülke genelinde ortak firma imajını taşıyan büyük bir bayilik ağına sahip olmuşlardır.

Franchising sistemiyle çalışan yaklaşık 60 iş kolu mevcuttur. Bunlar arasında; Otomobil Kiralama, Otomobil Servis Ürünleri, İş Yardım Servisleri, İş Araçları, Giyim ve Ayakkabı, Yapı, Dekorasyon, Bilgisayar, Kozmetik, Perakende Şatış Mağazaları, Eğitim, Yiyecek, Sağlık Ürünleri, Ev Aletleri, Kuru Temizleme, Fast-Food, Turizm ve Otelcilik, Lokanta, vb. sektörler bulunmaktadır. Özellikle hizmet sektöründe çeşitlendirme hızla artmaktadır.

Franchising Sisteminin Kaydettiği Önemli Aşamalar:

1) “İlk Kuşak Franchising” Ya Da “Geleneksel Franchising” şeklinde isimlendirilen aşama, ülkemizde de yaygın olarak görülen “Bayilik sistemleri, bu aşamaya en iyi örnektir.

2) “Ayrıcalıklı Franchising/Sistemleri” Yada “İkinci Kuşak Franchising” Ayrıcalıklı sistemlerde başarılı bir franchise veren ışletme, sahip olduğu belirli bir ismin, markanın, belirli bir pazarlama stratejisi dahilinde bağımsız bir franchise alan girişimci tarafından kullanılabilmesi için imtiyaz vermektedir. Franchise verenin taraflar arasında gerçekleştirilen bir sözleşme sonucunda franchise alan üzerinde sürekli bir denetimin görüldüğü ayrıcalıklı sistemlerde ayrıca, franchise veren franchise alana sürekli bir iş desteği de sağlamaktadır. Franchising sisteminin gelişim sürecinde ulaştığı yeni bir aşama olan ayrıcalıklı sistemler, aynı zamanda franchising sistemi üzerine günümüzde yapılan tanımlama ve açıklamalara baz teşkil etmektedir. Hızlı yemek servisleri, lokantalar, oteller, perakende satış mağazaları, kiralama hizmetleri, danışmanlık hizmetleri vb. alanlarda ayrıcalıklı franchising türü kullanılmaktadır.

 3) Franchısing’in Gelişim Sürecinde Ortaya Çıkan Bir Başka Türü İse “Değişim Yöntemi”Dir. Değişim yöntemi franchising sistemi, franchise alan konumundaki bağımsız bir işletmecinin franchise veren durumundaki firma ile aynı sektörde yer alması itibariyle, sahip olduğu işini franchise verenin ticari isim ve işletmecilik yöntemi altında sürdürmesi ile kurulan bir ticari ilişkidir. Bir başka deyişle, değişim yöntemi franchising sisteminde franchise alan işletmeci tecrübe sahibi olmadığı bir alanda yeni bir iş kurmakta, işini bir başka franchise veren şirketin ticari ismi ve işletmecilik yöntemi altında devam ettirmektedir. Değişim yöntemi, franchising yapılan değerlendirmeler çerçevesinde var olan bir işin “Ayrıcalıklı franchising” sistemine dönüşümü olarak da görülebilir.

– Franchising sistemiyle kurulan satış noktalarında standartlara dayalı işletme yöntemlerinin kullanımı sonucunda sistemin uygulandığı sektörlerde rekabet ortamı canlanmış, tüketicilerin yıllardır duydukları ancak ulaşamadıkları markalara ulaşma imkânı doğmuştur. Bu sistemle Türk girişimciler dünya çapında tanınmış markaların isim ve işletmecilik kullanım imtiyaz hakkını alarak ve franchise veren şirketin standartlarına uygun satış noktaları açarak hem kendilerine, hem tüketicilere, hem de ülke ekonomisine önemli katkılar sağlamışlardır. Türkiye’de 1985 yılından bu yana hızla yayılan franchising sistemiyle büyümeyi tercih eden firma ve markalar arasında öncelikle yurtdışından gelen yabancı markaların yer aldığı göze çarpmaktadır. Uluslararası franchising sistemiyle yerel pazara giren uluslararası firmaların yerel girişimcileri franchise vermeye yönlendirdiği düşünülürse, Türkiye’de de bu süreçte franchise veren yerel firmalar da önemli ölçüde ortaya çıkmıştır.

Franchising Sisteminin En Önemli Özellikleri: 1) Franchise vermek için öncelikle ortada başarılı çalışan bir işletme, denenmiş bir sistem, tanınmış bir marka olmalıdır. Ancak başarısı kanıtlanmış bir iş başkalarına satılabilir. Bireysel yatırımcı, eğer kendi olanakları ile becerebileceğinden daha fazla kazanacağına, daha verimli çalışacağına, işinin daha başarılı ve kalıcı olacağına inanırsa böyle bir ilişkiye girmek ister. Hiç kimse, kendi becerebileceğinden daha az

Sayfa 3 / 7

kazanmak için başkasının sistemini kullanmaz, başkasının markası için çalışmaz. Franchising, sözleşmeye dayalı dikey bütünleşmiş bir sistemdir. Franchising, franchise verenin belirli bir marka altında sunduğu ürün ya da hizmetin yine kendi kurmuş olduğu bir iş modeline göre franchise alan tarafından dağıtımına imkân sağlamaktadır.

2) Franchising, sistemin işleyiş süreci boyunca franchise veren firmaya franchise alan üzerinde kontrol yetkisi veren bir faaliyetler bütünüdür. Franchise işinde, katı disiplin kuralları geçerlidir. Taraflar, aralarında uzun süreli bir anlaşma yaparlar. Sistemin uygulama esasları net olarak belirlenmiştir. İşi başarıya götüren çalışma kuralları kesin olarak tanımlanmıştır. Aynı markayı taşıyan her işletmede aynı standartlara sahip ürün ve/veya hizmet sunulur. Hizmet kalitesini sağlamak için başlangıçta ve sonrasında çalışanlara ve yatırımcılara sürekli eğitim verilir. Anlaşma süresince sıkı denetim uygulanır. Franchise verenin sistemin işleyiş sürecinde franchise alan üzerindeki kontrolü, söz konusu imtiyaz verilen işin anlaşma ile belirlenen belirli bir standart ve yönteme göre işletilmesi gerekliliğinden kaynaklanmaktadır.

3) Franchising, franchise verenin franchise alana yönelik işin kurulması, organizasyon ve yönetim modelinin hazırlanması, pazarlama faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi, personelin eğitilmesi ve bu kapsamda değerlendirilebilecek diğer işletme faaliyetleri ile ilgili olarak yardımcı ve destek olması konusunda zorunluluk getiren bir yapıdır. Franchise verenin yardımları daha mikro düzeyde değerlendirildiğinde; satış yerinin seçimi ve dizaynı, araç gereç ve ekipmanların satın alımı, işin yürütülmesine yönelik personelin ve yöneticilerin eğitimi, reklam ve tanıtım yardımı, standart işletme yöntemlerinin kullanımı, mal ve hizmetlerin merkezi satın alımı ve finansal yardım şeklinde ele alınabilir.

4) Yapılan işi “franchise” olarak adlandırmak için, franchise verenin, franchise alan yatırımcıdan bir bedel alması şarttır. Franchise vermek bir anlamda “sistem/marka satmak” olarak da adlandırılabilir. Dolayısıyla satılan marka veya sistem para etmelidir. Eğer franchise veren bunun karşılığında hiç bir bedel talep etmiyorsa, “sistem satmıyor” demektir. Bu durumda franchise sisteminin gereği olan çalışmayı yapması ve desteği vermesi de beklenemez. Yok, eğer franchise sistemini kendi ürettiği bir malı pazarlamak için kullanıyor ve söz konusu destekleri ürün satış fiyatı içindeki kârından finanse ediyorsa, fiyatını emsallerine göre yüksek tutuyor demektir. Franchising, franchise alanın kendisine sunulan işletme imtiyazına karşılık, belirli bir başlangıç franchise ücreti, satışlarının belirli bir oranını royalty bedeli ve reklam harcamaları katkı payı bedeli şeklinde franchise verene ödemesini gerektirir.

Franchising Sisteminin Sınıflandırılması:   

Franchise sistemleri, ağırlıklı olarak mal veya hizmet pazarlamalarına bağlı olarak iki ana gruba ayrılır.

1) Ürün ve Marka Franchise Sistemi (Product And Tradename Franchising); Belli ürünleri satan perakendecilerin, tek hizmet markası ve işletme sistemi ile çalışmalarıdır. Ürünleri sağlayan üreticinin kendisi olabileceği gibi, birçok üreticiden mal alan toptancı da olabilir. Franchise alanın satış esnasında verdiği hizmet de önem taşır ama, esas olarak yapılan iş ürün satışıdır. Bu açıdan bayiliğe benzer ancak disiplin ve destek içerir. Mevcut bayilik sistemlerinin hızla franchising’e dönüştüğü görülmektedir. Otomobil satıcıları, benzin istasyonları, meşrubat üreticileri, mobilyacılar, beyaz eşya satıcıları, elektronik eşya satıcıları, konfeksiyoncular, vb. bu gruba örnek olarak gösterilebilir.

2) İşletme Franchise Sistemi (Business Format Franchising); Belli hizmetleri sunan perakendecilerin, işletme sistemini başkalarına öğrettiği, onları sürekli olarak denetlediği, desteklediği ve bunun karşılığında bir bedel aldığı sistemlerdir. Kullanılan ham ve mamul maddelerin belli kaynaklardan sağlanması, hatta franchise verenden alınması öngörülmüş olsa bile, işletmede verilen hizmetin öne çıktığı sistemler bu kapsama girer. Otelciler, fastfoodcular, perakende satış mağazaları, kiralama ve danışmanlık hizmetleri, vb. bu gruba örnek olarak gösterilebilir.

Sayfa 4 / 7

3) Ulusal Ve Uluslararası Franchising: Franchising Sözleşmesi bir ülke sınırları içerisinde, şehirler ya da bölgeler arasında yapılıyorsa Ulusal Franchising, iki ülke arasında yapılıyorsa (franchise alan ve franchisor farklı ülkelerde ise) Uluslararası Franchising’den söz edilebilir.

III- FRANCHİSİNG İŞLEMLERİNİN KURUMLAR VERGİSİ AÇISINDAN

       DEĞERLENDİRİLMESİ

Franchising işlemlerinin temelini taraflar (Franchisor ve Franchisee) arasında yapılan anlaşma oluşturmaktadır. Söz konusu anlaşma nedeniyle franchising işlemlerinden elde edilen gelir vergi mevzuatımız açısından gayrimenkul sermaye iradı olarak değerlendirilmektedir. Zira, gayrimenkul sermaye iradının tanımlandığı GVK’nun 70.maddesinin 5 no.lu bent hükmünde; arama, işletme, imtiyaz, marka ticaret unvanı vb. haklarla birlikte sanayi, ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir tecrübeye ait bilgilerle, gizli bir formül veya bir imalat usulü üzerindeki kullanma hakkı veya kullanma imtiyazı gibi haklar ve bu hakların kullanılması için gerekli malzeme ve teçhizat bedelleri ile bu hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyetleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı sayılacağı öngörülmüştür. Gayrimenkul sermaye iratları Kurumlar Vergisine tabidir.

– Franchising işlemlerinde her iki tarafın tam mükellef olması durumunda Franchisor, Franchisee’nin borçlandığı ve ödemek zorunda olduğu bedel mukabilinde fatura düzenleyerek yasal kayıtlarında gelir, Franchisee ise gider olarak gösterecektir.

Franchise veren (franchisor) dar mükellef ise, yurtdışına ödenen franchise giriş bedeli (franchisee fee) reklam fonu (advertising fee) ödemesi,masraf paylaşımı hizmetleri karşılığında yapılan ödemeler, royalti, lisans ücreti, telif hakkı, isim hakkı, patent hakkı, vb. ödemeler, yurt dışındaki hak sahibi açısından gayri maddi hak kazancı olması nedeniyle, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 70, 94.maddesi ve geçici 67.maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1, 2, 3, 14, 15, 21, 24, 25, 30 ve 31.maddeleri gereği vergi tevkifatına, kurumlar vergisi kesintisine (stopaja) tabi olup, kurumlar vergisi tevkifatına tabi söz konusu kazanç ve iradları nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettiren gerçek ve tüzel kişiler tarafından Muhtasar Beyanname ile ilgili vergi dairesine beyanda bulunularak -(İkili anlaşma varsa ilgili anlaşmadaki oran üzerinden, ikili anlaşma yoksa genel oran üzerinden)- stopajının ödenmesi gerekir.

Bu arada, franchising ödemeleri üzerinden yapılacak vergi tevkifatları için ilgili ödemenin yurtdışına transfer anının beklenmemesi, gider olarak dönem kazancına intikal ettirildiği tarihte anılan tevkifatın yapılması gerekmektedir. Ancak, hemen belirtilmesi gerekir ki, yapılan sözleşme gereği ödemelerin transfer dönemi içinde periyodik bir şekilde yapılması halinde tevkifat zamanı olarak yurtdışına transferin yapıldığı tarih dikkate alınmalıdır.

Nakden ödeme: Tevkifat konusu bedelin fiilen ödendiği durumdur.

Hesaben ödeme: Tevkifata konu kazanç ve iradı ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder. Örnek 1: Türkiyede Fast-Food sektörü üzerine faaliyet gösteren A firmasının, ABD kökenli Mc Donald’s firmasıyla olan “Mc Donald’s zinciri” işletme sözleşmesini 01.01.2020 tarihinde yıllık 250.000-USD olmak üzere beş yıllığına toplam 1.250.000-USD royalty-isim hakkı karşılığı yenilediğini, sözleşme şartlarına göre 01.01.2020 tarihinden itibaren “Mc Donald’s” hizmet yerlerinde servis edilen/sunulan hamburgerler/hamburger etleri ve soslarının bizzat orijin/orjinal olarak ABD’den getirileceği/ithal edileceği, Ayrıca, aynı hizmet yerlerinde Türk usulü orijinal “Adana Kebap”, “Urfa Kebap”, “Ciğer Şiş” ve “Beyti Kebap” çeşitlerinin de servis edileceğini, anlaşma gereği A firmasının “Mc Donald’s” firmasına 50.000-USD  franchise giriş bedeli (franchisee fee), 75.000-USD reklam fonu (advertising fee) ve merkezi

Sayfa 5 / 7

yönetim giderleri katkı payı ile 2020 ilk altı aylık dönem için 125.000-EUR royalti – lisans ücreti, isim hakkı, altında ödeme yaptığını/yapacağını varsayalım.

– A firmasının Yurtdışına (Mc.Donald’s)’a yaptığı veye yapacağı söz konusu ödemeler, yurt dışındaki hak sahibi (Mc.Donald’s firması) açısından gayri maddi hak kazancı olması nedeniyle, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 70, 94.maddesi ve geçici 67.maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 1, 2, 3, 14, 15, 21, 24, 25, 30 ve 31.maddeleri gereği vergi tevkifatına, kurumlar vergisi kesintisine (stopaja) tabi olup, kurumlar vergisi tevkifatına tabi söz konusu kazanç ve iradları nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettiren gerçek ve tüzel kişiler tarafından “Muhtasar Beyanname” ile ilgili vergi dairesine beyanda bulunularak -(İkili anlaşma varsa ilgili anlaşmadaki oran üzerinden “% 10”, ikili anlaşma yoksa genel oran üzerinden “% 25”)-  Türkiye ile ABD arasında var olan “ÇVÖA” gereği % 10 oran ve brüt tutar üzerinden stopajının ödenmesi gerekir.

IV- FRANCHİSİNG İŞLEMLERİNİN KATMA DEĞER VERGİSİ AÇISINDAN

       DEĞERLENDİRİLMESİ

Franchising işlemleri, söz konusu hizmetlerden Türkiye’de yararlanılması nedeniyle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1, 4, 6, 8, 9, 10, ve 24.maddesiyle, ilgili diğer mali mevzuat hükümleri gereği Katma Değer Vergisine tabidir.

Örnek 2: Yukarıda (Örnek 1’de) yer alanA firmasının, herhangi bir ithalatı olmadığını, A firmasının Yurt dışına (Mc Donald’s firmasına) yaptığı söz konusu ödemeler (Toplam 250.000-USD) KDV’nin matrahı olup, A firması, bağlı bulunduğu vergi dairesine sorumlu sıfatıyla 2 Nolu KDV Beyannamesiyle beyanda bulunarak tekabül eden KDV’yi ödemesi gerekir.  

Tarafları Yurt İçinde Bulunan Franchising İşleminde; Franchisor, tahakkuk eden bedel karşılığında düzenleyeceği faturada katma değer vergisini hesaplayarak ilgili döneme ilişkin vereceği KDV beyannamesinde bu vergiyi beyan edecektir. Franchisee açısından ise yüklenilen KDV indirim konusu yapılabilecektir.

Franchising’i Verenin Dar Mükellef Kurum Olması Halinde; Bedeli ödeyen taraf (yurt içindeki), Karma Değer Vergisi Kanunu’nun 1, 4, 6, 9, 10, 24, 40, 41 ve 46. Maddeleri uyarınca sorumlu sıfatıyla katma değer vergisini 2 no.lu Katma Değer Vergisi Beyannamesi ile beyan edip ödeyecek ve aynı zamanda bu vergiyi (KDV’yi) ilgili olduğu dönemde indirim konusu yapılabilecektir. Bu noktada, KDV Kanunu’nun 24.maddesi gereği ortaya çıkabilecek kur farklarının da dikkate alınması zorunludur. Söz konusu kur farkları katma değer vergisinin beyan edildiği tarih ile söz konusu yurtdışı ödemelerin hesaplara intikal ettirilme dönemi (dövizlerin yurt dışına transfer tarihi) arasında meydana gelecek kur farkları olup, oluşan kur farkı üzerinden KDV hesaplanması yapılarak, KDV Kanunu’nun 24.maddesi, 117 sayılı Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nin “4.2.Matrahta Değişiklik” başlıklı mevzuat hükümleri ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın konuya ilişkin Muktezaları {Örneğin: 1) “… Bedeli döviz olarak ifade edilen işlemlerde, işlem tarihi ile nakten veya hesaben tahsil edildiği tarih arasındaki kur farkı bedelin bir unsuru olarak işleme ait oran üzerinden katma değer vergisine tabi olacaktır…..” (Maliye Bakanlığı’nın 04.08.1995 tarih ve 53532 Sayılı Muktezası),

2) “…Katma değer vergisine tabi bir mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak ortaya çıkan vade farkı, faiz, fiyat farkı ve mahiyet olarak bunlardan farklı olmayan kur farkları Kanununun 24’üncü maddesi uyarınca vergiye tabi işlemin matrahına dahil edilerek vergilendirilmektedir…” (Maliye Bakanlığı’nın 19/10/2006 Tarih ve 82206 Sayılı Muktezası)} gereği KDV Düzeltme Beyannamesiyle ilgili vergi dairesine beyan edilmesi gerekmektedir.

Sayfa 6 / 7

V- FRANCHİSİNG  İŞLEMLERİNİN  DAMGA  VERGİSİ  VE HARÇLAR

     AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

Franchising sisteminin, zorunlu unsuru olan ve belirli bir bedel ihtiva eden sözleşmeler, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na ekli (1) sayılı tablonun 1-1 bölümünde yer alan akitlerle ilgili kâğıtlar kapsamında olmalarından dolayı Damga Vergisi Kanunu’nun 1, 3, 4, 5, 14, 24 ve 26.maddesi gereği Damga Vergisine tabi tutulacaktır.

– Tarafları yurt içinde bulunan franchising işlemleriyle ilgili düzenlenen sözleşme veya sözleşme yerine geçen belgeler franchisor ve franchisee açısından genelde iki nüsha düzenlenmekle beraber sözleşmenin tek nüshası Damga Vergisine tabi tutulacaktır. Taraflardan birinin (Franchisor) yurtdışında olması halinde de düzenlenen Franchising anlaşmalarının Damga Vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

 – Öte yandan, Franchising sözleşmelerinin noter vasıtasıyla düzenlenmesi ve Türkiye’de tescilinin yaptırılması durumunda, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 38.maddesine göre noter harcına ve aynı Kanun’un 108.maddesine göre de başvuru ve sicil kayıt (tescil) harcına tabi olup, ödenen ve ödenecek söz konusu Damga Vergisi ve harçlar Katma Değer Vergisinin matrahına dahil edilmelidir.

Örnek 3: Yukarıda (Örnek 1’de) yer alan A firmasının, “Mc Donald’s” firmasıyla 01.01.2020 tarihinde yaptığı 1.250.000-USD işletme sözleşmesi (royalty-lisans, isim hakkı sözleşmesi) tutarı üzerinden binde 9,48 (% 0,948) Damga Vergisi ödemesi gerekir. Ayrıca, Ödenen Damga vergisi ve harçlar KDV matrah unsurudur. Bunlardan KDV alınması gerekir.

Devam edecek

Kocaeli, 09.01.2026

Kerim Çoban
Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

Sayfa 7 / 7

FİNANSAL KİRALAMA İŞLEMLERİ (4)

I- FİNANSAL KİRALAMA İLE İLGİLİ MEVZUAT HÜKÜMLERİNDEN BAZILARI

– Yatırım teşvik belgesi kapsamında yer alan makine ve teçhizatın tamamı veya bir kısmı finansal kiralama yoluyla temin edilebilir. Kiralayan, finansal kiralamaya konu olan iktisadi kıymetlerle ilgili olarak bunların satın alınması hâlinde uygulanan teşviklerden yararlanır. Kiralayanın (finansal kiralama şirketinin) gümrük vergisi muafiyeti ve KDV istisnası desteklerinden yararlanabilmesi için, teşvik belgesi sahibi yatırımcı ile sözleşme yapmış olması ve sözleşme kapsamı yatırım mallarını sözleşme yaptığı yatırımcıya kiralaması, Genel Müdürlükçe de (Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğünü) finansal kiralamaya konu makine ve teçhizat listesinin onaylanmış olması gerekir. Finansal kiralama şirketleri aracılığıyla gerçekleştirilecek yatırımlar için finansal kiralama şirketi adına ayrı bir teşvik belgesi düzenlenmeksizin, yatırımcının teşvik belgesi dikkate alınarak finansal kiralama şirketi adına düzenlenen ve teşvik belgesini düzenleyen mercice onaylanan finansal kiralama işlemine konu makine ve teçhizat listesi ile yerli/iç piyasadan temin ve/veya ithalat işlemleri gerçekleştirilir. Finansal kiralama şirketleri aracılığıyla gerçekleştirilecek yatırımlara ilişkin finansal kiralama şirketlerinin teşvik belgesi sahibi firmalara kiralanmak üzere teslim alacakları veya ithal edecekleri makine ve teçhizatlar KDV’den istisnadır. Bu işlemlerde yatırımcı, finansal kiralama şirketleri ile müteselsilen sorumludur. Finansal kiralama şirketinin teşvik belgesi ile ilgili sorumluluğu, kendisine devri gerçekleşen kısmı ile sınırlıdır.

Bu arada, Finansal kiralama şirketi ile yatırımcı/kiracı arasında yapılan sözleşmede belirtilen sürenin sonunda, makine ve teçhizatın kiracının mülkiyetine geçmemesi veya yatırımın teşvik belgesinde öngörüldüğü şekilde gerçekleşmemesi halinde, finansal kiralama şirketine yapılan teslim sırasında alınmayan vergi tutarları 3065 sayılı Kanunun (13/d) maddesi çerçevesinde kiracıdan vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir.

– 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında: Finansal kiralama şirketlerince, bizzat kiracıdan satın alınıp, geriye kiralanan taşınmazlara uygulanmak üzere ve kiralamaya konu taşınmazın mülkiyetinin sözleşme süresi sonunda kiracıya devredilecek olması koşulu ile kiralanmaya konu taşınmazların kiralayana satılması, satan kişilere kiralanması ve devri KDV’den istisnadır. Diğer bir değişle; Finansal kiralama şirketlerince bizzat kiracıdan satın alınıp geriye kiralanan taşınmazlara uygulanmak üzere ve kiralamaya konu taşınmazın mülkiyetinin sözleşme süresi sonunda kiracıya devredilecek olması koşuluyla, taşınmazın, finansal kiralama şirketine satışı, taşınmazın, finansal kiralama şirketince satan kişilere kiralanması ile taşınmazın mülkiyetinin, sözleşme süresi sonunda finansal kiralama şirketince tekrar devralındığı kişilere (kiracıya) devri işlemleri,  KDV’den istisnadır.

– Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75’lik kısmı (Ek hüküm: 13/2/2011-6111/90 md.) (Taşınmazların kaynak kuruluşlarca kira sertifikası ihracı amacıyla varlık kiralama şirketlerine satışı ile bu varlıkların varlık kiralama şirketlerince taşınmazın devralındığı kuruma satışından doğan kazançlar için bu oran % 100 olarak uygulanır ve bu taşınmazlar için en az iki tam yıl süreyle aktifte bulunma şartı aranmaz.)

 Sayfa 1 / 9

Örnek 1: Afyon’da faaliyet gösteren X firmasının, 2019 yılı içinde büyük bir mermer işleme tesisi/fabrikası kurmaya karar verdiğini, kurulacak tesisin yatırım değerinin toplam 100.000.000-EUR olduğunu ve kurulacak tesis için yatırım teşvik belgesi aldığını varsayalım. X firması, 100.000.000-EUR yatırımı oluşturan araç, gereç, makine, ekipman, kalıp ve fikstürün tamamını veya bir kısmını (Mesela 25.000.000-EUR’luk kısmını) finansal kiralama yoluyla gerçekleştirebilir. Söz konusu eşyaları kiralayan “Finansal kiralama, faktöring, finansman şirketi” tarafından, finansal kiralamaya konu olan eşyaların ve iktisadi kıymetlerin iç piyasadan satın alınması ve/veya ithal edilmesi hâlinde, uygulanan teşviklerden (X firmasının teşviklerinden ve teşvik belgesinden) yararlanır. Finansal kiralama şirketinin teşvik belgesi ile ilgili sorumluluğu, kendisine devri gerçekleşen kısmı ile sınırlıdır.

– Yurt dışından yapılacak finansal kiralama sözleşmeleri Birlik tarafından tescil edilir. Yurt dışından yapılacak finansal kiralamalara ilişkin usul ve esaslar, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun  uygun görüşü alınmak suretiyle Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği tarafından belirlenir.

– Yabancı bir finansal kiralama, faktoring veya finansman şirketi ile kiracı arasında akdedilen sözleşmeye göre yurt dışından Türkiye’ye getirilen makine, teçhizat, kalıp, fikstür, vb. eşyalarda; Satın alma hakkı bulunmayan bir sözleşmeye dayanarak veya bu hak bulunsa/olsa dahi teşvik belgesinde gümrük muafiyetinden yararlanması öngörülmemiş malların Türkiye’ye girişinde, gümrük mevzuatının süre kısıtlaması hariç, sözleşme süresine bağlı olarak 4458 sayılı Gümrük Kanununun geçici ithalat rejimine dair/ilişkin hükümleri uygulanır. Sözleşme süresi sonunda kesin ithalatın yapılmaması ve finansal kiralama konusu malların kiralayana iade edilmek üzere yurt dışına çıkarılmak istenmesi hâlinde daha önce alınan teminat 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre çözülür. Sözleşme süresi sonunda finansal kiralama konusu malların kesin ithalatının yapılması hâlinde ise, gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihteki cari kur, vergi oranı ve Gümrük Kanunu’nun eşyanın gümrük kıymetine ilişkin hükümlerine göre belirlenecek kıymeti üzerinden hesaplanacak gümrük vergileri ve ek mali yükümlülüklerin tahakkuk ve tahsili ile Geçici ithalat rejimi/eşyaların Türkiye’ye ilk girişi sırasında var olup da uygulanmayan ticaret politikası önlemleri, temin edilmesi gereken diğer belgeler ve alınması gereken izinler, yerine getirilmesi gereken şartlar, vb. kati ithalat sırasında tamamlanır ve ilgili ithalat beyannamesine eklenir. Diğer bir değişle, geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşyanın serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulması (kati ithalat) durumunda ticaret politikası önlemlerinin uygulanması ve eşyanın ithali için öngörülen diğer işlemlerin tamamlanması gerekir.

Örnek 2: Çankırı’da kaya tuzu ve türevlerini üreten Y firmasının, tesislerinde bulunan makine ve tesisatı finansal kiralama yolu ile yenilemeye karar verdiğini, bu amaçla yabancı bir finansal kiralama, faktoring veya finansman şirketi olan Z firmasıyla “Finansal kiralama sözleşmesi” imzaladığını, Y firmasının yatırım teşvik belgesi bulunmadığını, ayrıca kiralanan eşyaları sözleşme sonucunda satın alma hakkı da olmadığını varsayalım. Söz konusu eşyaların Türkiye’ye ithalinde, Türkiye’ye girişinde, gümrük mevzuatının süre kısıtlaması hariç, sözleşme süresine bağlı olarak 4458 sayılı Gümrük Kanununun geçici ithalat rejimine dair hükümleri uygulanır. Gümrük Kanunu’nun 131.maddesi uyarınca tespit edilecek özel süreler saklı kalmak üzere, eşyanın geçici ithalat rejimi altında kalma süresi azami yirmi dört (24) aydır. Kısmi muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşyadan her ay için alınacak ithalat vergileri, geçici ithalat rejimine ilişkin beyannamenin tescil tarihinde, söz konusu eşyanın serbest dolaşıma girmiş olması halinde alınacak vergiler tutarının % 3’ü olarak tespit edilir. Söz konusu vergiler eşyanın bu rejimden yararlandığı her ay için alınır ve bir aydan daha az süreler tam ay olarak değerlendirilir. Alınacak ithalat vergileri tutarı, uygulanacak faizler hariç olmak üzere, söz konusu eşyanın geçici ithalat rejimine tabi tutulduğu tarihte serbest dolaşıma girmesi halinde alınacak vergiler toplamını aşamaz. Gümrük Kanunu’nun 133.maddesi hükümleri çerçevesinde kısmi muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşya için her ay itibarıyla alınacak ithalat vergileri tutarının % 3’ü dışında kalan tutar için teminat aranır, teminat alınır. – Finansal kiralama sözleşmeleri ve bu sözleşmelerin devrine ve tadiline ilişkin kâğıtlar ile bunların teminatı amacıyla düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden, bu kâğıtlarla ilgili yapılacak işlemler harçtan

Sayfa 2 / 9

müstesnadır. Satıp geri kiralama yöntemi ile yapılan kiralama sözleşmeleri kapsamında kiralanan taşınmazların sözleşme süresi sonunda kiracı adına tapuya tescili tapu harcından müstesnadır.

– Geçici olarak ithal edilen eşyanın gümrük idaresince verilen izin süresi içinde yeniden ihraç edilmesi ya da gümrükçe onaylanmış yeni bir işlem veya kullanıma tabi tutulması esastır.

Sözleşme süresi sonunda finansal kiralama konusu malların kesin ithalatının yapılması hâlinde ise; Gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihteki cari kur, vergi oranı ve Gümrük Kanunu’nun eşyanın gümrük kıymetine ilişkin hükümlerine göre belirlenecek kıymeti üzerinden hesaplanacak gümrük vergileri ve ek mali yükümlülüklerin tahakkuk ve tahsili ile geçici ithalat rejimi kapsamı eşyaların Türkiye’ye ilk girişi sırasında var olup da uygulanmayan ticaret politikası önlemleri ile temin edilmesi gereken diğer belgeler ve alınması gereken izinler, yerine getirilmesi gereken şartlar, vb. kati ithalat sırasında tamamlanır ve bunlara ilişkin belgeler ilgili ithalat beyannamesine eklenir. Diğer bir değişle, geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşyanın serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulması (kati ithalat) durumunda ticaret politikası önlemlerinin uygulanması ve eşyanın ithali için öngörülen diğer işlemlerin tamamlanması gerekir.

– Finansal kiralama işlemine konu makine, teçhizat, kalıp ve fikstürün devir, satış ve ihraç işlemleri, finansal kiralama şirketi ve yatırımcının birlikte müracaatı/birlikte müracaat etmeleri halinde, 2012/1 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğin 21.madde hükmü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun ilgili hükümleri saklı kalmak kaydıyla ilgili mercice değerlendirilir. Finansal kiralamaya konu makine, teçhizat, kalıp ve fikstürün yatırımcıya teslim tarihinden itibaren 5 yıllık süre dolmadan (söz konusu eşyaların mülkiyetinin yatırımcının mülkiyetine geçiş tarihine kadar) Genel Müdürlüğün izni olmaksızın üçüncü kişilere satışı, devredilmesi veya kiralanması durumunda her türlü sorumluluk finansal kiralama şirketine aittir. İflas veya sözleşmenin feshi veya yatırımın gerçekleşmemesi durumunda, 5 yıllık süreyi doldurmamış (yatırımcının mülkiyetine geçmemiş) makine, teçhizat, kalıp ve fikstür için faydalanılan destekler, ilgili mevzuat çerçevesinde finansal kiralama şirketinden geri alınır. Ancak, makine ve teçhizatın, kalıp ve fikstürün 5 yıllık süreyi doldurması durumunda makine ve teçhizatın teslim tarihinden sonraki işlemlerde 474 sayılı Gümrük Giriş Tarife Cetveli Hakkında Kanun, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun ilgili hükümleri saklı kalmak üzere yatırımcı sorumludur.

– Finansal kiralama işlemine konu makine, teçhizat, kalıp ve fikstürün başka bir yatırımcıya devrinin talep edilmesi halinde; Finansal kiralama şirketi, devredecek yatırımcı ve devralacak yatırımcının birlikte müracaatı üzerine yeni sözleşmeye istinaden devir işlemi yapılabilir. Devir sonucu yatırımın bütünlüğünün bozulması halinde devredecek yatırımcının teşvik belgesi iptal edilir. Ayrıca, yeni yatırımcının teşvik belgesinde kayıtlı destek unsurlarının, ilk yatırımcının yararlandığı destek unsurlarından daha düşük olması veya destek unsurunun hiç bulunmaması durumunda fazladan yararlanılan destekler ilgili mevzuat çerçevesinde geri alınır. Finansal kiralama yoluyla gerçekleştirilecek yatırımlarda, kiralamaya konu makine ve teçhizatın, kalıp ve fikstürün yatırımcıya teslim edilmesi ve 5 yıllık süre dolmadan yatırımcının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle uygulanacak olan müeyyidelerden finansal kiralamaya konu makine ve teçhizata tekabül eden bölümü, kısmen veya tamamen finansal kiralama şirketlerine de uygulanır. Bu fıkranın uygulanmasında 474 sayılı Gümrük Giriş Tarife Cetveli Hakkında Kanun, 3065 sayılı KDV Kanunu ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümleri dikkate alınır. Finansal kiralamaya konu makine ve teçhizatın başka bir finansal kiralama şirketine devri, ancak yatırımcının uygun görüşü ve Genel Müdürlüğün onayına istinaden yapılabilir. – 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 31.maddesinde belirtilen ihbar süresinin bitimini müteakip en geç üç ay içerisinde kiralayan veya kiracı tarafından Bakanlığa (Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı) bildirimde bulunulması kaydıyla, sözleşmenin feshedilmesi ve finansal kiralamaya konu makine ve teçhizatın bildirimi takip eden bir yıl içerisinde (2012/1 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğin 22.maddesi hükümleri “Mücbir

Sayfa 3 / 9

sebep ve fevkalade hal durumları” hariç) devrinin talep edilmesi durumunda, finansal kiralama şirketi ile devralacak teşvik belgeli yatırımcının birlikte müracaatına istinaden yeni sözleşme çerçevesinde devir işlemi uygun görülebilir. Aksi takdirde, yararlanılan destekler finansal kiralama şirketinden geri alınır. Finansal kiralama şirketince teşvik belgesi kapsamında temin edilen makine, teçhizat, kalıp ve fikstürün ihracının talep edilmesi halinde ihraç izni verilebilir.

– Yatırım teşvik belgesi kapsamında yer alan makine ve teçhizatın tamamı veya bir kısmı finansal kiralama yolu ile temin edilebilir.

– Teşvik belgesi kapsamındaki kullanılmış ithal makine ve teçhizatın finansal kiralama yoluyla teminine izin verilebilir.

1) Kullanılmış makine ve teçhizat temininde, Karar hükümleri ve sektörel kısıtlamalar göz önüne alınarak;

a- İthalat Rejimi Kararı uyarınca yayımlanan Kullanılmış veya Yenileştirilmiş Olarak İthal Edilebilecek Bazı Maddelere İlişkin Tebliğ hükümleri uyarınca ithali mümkün olan makine ve teçhizat (karayolu nakil vasıtaları hariç),

b- İthalat Rejimi Kararının 7.maddesi uyarınca ithaline izin verilen makine ve teçhizat, teşvik belgesi kapsamında ithal edilebilir.

2) Kullanılmış komple tesislerin (karayolu nakil vasıtaları hariç) ithaline yönelik talepler, Genel Müdürlükçe proje bazında değerlendirilir. Teşvik belgesi kapsamında ithaline izin verilen bu tesisler, yatırım konusuna bağlı olarak yardımcı tesislerden bağımsız, bir mal veya hizmeti üretebilecek komple bir hattan veya teşvik belgesinde kayıtlı üretimi yapabilecek bir veya birden fazla makine ve teçhizattan da oluşabilir. Ancak, farklı firmalardan temin edilen münferit makine ve teçhizat ile tesis oluşturulamayacağı gibi, söz konusu tesislerin revizyon ve ticareti ile iştigal eden firmalardan da teşvik belgesi kapsamında ithalat yapılamaz.

3) Kullanılmış komple tesis taleplerinin değerlendirilebilmesi için yatırımcıların, tesise ait makine ve teçhizatın model ve imal yıllarını da gösterir dökümlü fatura veya proforma fatura asılları ile birlikte Bakanlığa müracaat etmeleri gerekir.

4) Bakanlıkça görevlendirilecek en az iki en fazla üç personelin komple tesisin bulunduğu ülkede yapacakları ekspertiz neticesinde uygun görülmesi halinde, kullanılmış komple tesisin teşvik belgesi kapsamında ithaline izin verilebilir.

5) Türkiye’deki serbest bölgelerden yapılacak kullanılmış komple tesis ithali taleplerinde; Ticaret Bakanlığının Serbest Bölgeler, Yurt Dışı Yatırım ve Hizmetler Genel Müdürlüğünden alınmış mevcut tesisin faaliyet ruhsatı ile tesisin ülke içerisine ithalinde serbest bölgeler mevzuatı açısından herhangi bir sakınca bulunmadığına ilişkin uygunluk yazısının Genel Müdürlüğe ibrazını müteakip, Genel Müdürlük personelince kullanılmış komple tesisin bulunduğu serbest bölgede yapılacak ekspertiz neticesinde düzenlenecek rapora istinaden teşvik belgesi kapsamında ithaline izin verilebilir.

6) Kullanılmış olarak ithal edilen makine ve teçhizatın amacı dışında kullanılması veya 21 inci madde hükmü saklı kalmak üzere satılması halinde sağlanan destekler ilgili mevzuat çerçevesinde geri alınır. Söz konusu makine ve teçhizat, kullanılmış komple tesis kapsamında temin edilmiş ise dört ay içerisinde ihraç edilir veya gümrüklerce yapılacak tüm masraflar yatırımcı tarafından karşılanmak suretiyle tasfiye edilmek üzere gümrüklere terk edilir. – Finansal kiralama işlemlerine ilişkin başlıca mevzuat hükümleri 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanunu, Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş Ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik, 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar’ın 9.maddesi ile Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin 2012/1 sayılı Tebliğ’in 20.maddesinde belirtilmiş olup, yatırım teşvik belgesi kapsamında gerçekleştirilen finansal kiralama işlemlerinde, Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin 2012/1 sayılı Tebliğ’in 20.maddesinde belirtilmeyen hususlarda 6361 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınarak Genel Müdürlüğün (Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü) görüşü doğrultusunda işlem yapılır. Finansal kiralamaya konu işlemin tamamlanmasını

Sayfa 4 / 9

müteakip, finansal kiralama şirketi tarafından Genel Müdürlüğe gerçekleşmelerle ilgili bilgi verilir. Teşvik belgesi kapsamında temin edilmiş olan taşınır ve taşınmaz malların tamamı veya bir kısmı, finansal kiralama şirketi tarafından bizzat kiracıdan satın alınarak da (sat ve geri kirala) finansal kiralama işlemine konu edilebilir. Ancak, tamamlama vizesi yapılmış olmakla birlikte satış için asgari süreleri doldurmayan veya tamamlama vizesi yapılmamış teşvik belgeleri kapsamındaki taşınır ve taşınmaz mallar için Genel Müdürlüğün izni gerekir.

Finansal Kiralamaya İlişkin Mali Mevzuat Hükümlerinden Bazıları:

a) Damda Vergisi ve Harç İstisnası Boyutu

– Finansal kiralama sözleşmeleri ve bu sözleşmelerin devrine ve tadiline ilişkin kâğıtlar ile bunların teminatı amacıyla düzenlenen kâğıtlar 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu ve 492 sayılı Harçlar Kanunu kapsamında damga vergisinden ve bu kâğıtlarla ilgili yapılacak işlemler (finansal kiralama konusu gayrimenkullerin kiralayanlar tarafından devir alınmasına ilişkin tapu işlemleri hariç) harçtan müstesnadır. Ayrıca, satıp geri kiralama yöntemi ile yapılan kiralama sözleşmeleri kapsamında kiralanan taşınmazların sözleşme süresi sonunda kiracı adına tapuya tescili tapu harcından müstesnadır.

b) Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi Boyutu

Yabancı bir finansal kiralama, faktoring veya finansman şirketi ile kiracı arasında akdedilen sözleşmeye göre yurt dışından Türkiye’ye getirilen makine, teçhizat, kalıp, fikstür, vb. eşyalar için ödenen veya ödenecek kira bedelleri (6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamındaki faaliyetlerden sağlanacak gayrimenkul sermaye iratları), kiralayanın yurt dışında bulunması ve kendisinin Türkiye’de mükellefiyetinin bulunmaması halinde, kiracı tarafından 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30/1-c.maddesi hükmü gereğince tevkifata tabi tutulması gerekmekte olup, 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 1.maddesinin 3.fıkrasının (a) bendi gereğince % 1 nispetinde vergi kesintisine (stopaja) tabidir. Diğer bir değişle, gayri maddi hak sahibinin dar mükellef gerçek kişi olması halinde Gelir Vergisi Kanunu’nun 94.maddesi hükümleri, dar mükellef tüzel kişi, kurum veya firma olması halinde ise Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30.maddesi hükümleri uygulanacaktır.

c) Katma Değer Vergisi Boyutu

Finansal Kiralama İşlemlerinin Katma Değer Vergisi boyutu; Kiralama işleminin Yatırım teşvik belgesi kapsamında yapılıp yapılmadığına, yatırım mallarının özelliklerine, finansal kiralama işlemine konu olan eşyaların özelliklerine, yeni veya kullanılmış olmalarına vb. unsurlara bağlı olarak değişkenlik göstermektedir.

– Yatırım teşvik belgesi sahibi mükelleflere belge kapsamındaki makina ve teçhizat, kalıp ve fikstür teslimleri ile belge kapsamındaki yazılım ve gayri maddi hak satış ve kiralamaları KDV’den istisnadır. Ancak, yatırımın teşvik belgesinde öngörüldüğü şekilde gerçekleşmemesi halinde, zamanında alınmayan vergi alıcıdan, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Zamanında alınmayan vergiler ile vergi cezalarında zamanaşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlar. (213 sayılı VUK’nun 114.maddesi). – 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu, 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar ile bu Kararın uygulanmasına ilişkin 2012/1 No.lu Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ uyarınca, finansal kiralama şirketleri aracılığıyla gerçekleştirilecek yatırımlar için finansal kiralama şirketi adına ayrı bir teşvik belgesi verilmediğinden, vergi dairelerine dilekçe ile başvuran ve adına teşvik belgesi

Sayfa 5 / 9

düzenlenen yatırımcılara verilen belgede aşağıdaki hususa da yer verilir. “Ayrıca, finansal kiralama şirketleri aracılığıyla gerçekleştirilecek yatırımlara ilişkin finansal kiralama şirketlerinin teşvik belgesi sahibi firmalara kiralanmak üzere teslim alacakları veya ithal edecekleri makine ve teçhizat için teşvik belgesi sahibi firma adına düzenlenen bu belge ile 3065 sayılı KDV Kanununun (13/d) maddesi kapsamında istisna uygulanır.”

– Bu belgeye istinaden, finansal kiralama şirketi, yatırımcının teşvik belgesi dikkate alınarak bu yatırım teşvik belgesi eki listede yer alan ve yatırımcıya kiralanacak olan makine ve teçhizatı Kanunun (13/d) maddesindeki istisna kapsamında temin edebilir. Finansal kiralama şirketinin bu kapsamda temin edeceği makine ve teçhizatı, ilgili mevzuat uyarınca kiracının kullanımına bırakması ise “teslim” hükmünde olmadığından genel esaslara göre KDV’ye tabidir.

– Öte yandan finansal kiralama şirketi ile yatırımcı (kiracı) arasında yapılan sözleşmede belirtilen sürenin sonunda, makine ve teçhizatın yatırımcının (kiracının) mülkiyetine geçmemesi veya yatırımın teşvik belgesinde öngörüldüğü şekilde gerçekleşmemesi halinde, finansal kiralama şirketine yapılan teslim sırasında alınmayan vergi tutarları 3065 sayılı Kanunun (13/d) maddesi çerçevesinde yatırımcıdan (kiracıdan) vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir.

Bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine borçlu olanlar ile kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine devir ve teslimleri ile bu taşınmaz ve iştirak hisselerinin finansal kiralama ve finansman şirketleri tarafından devir ve teslimi KDV’den istisnadır. Bu istisnanın uygulanabilmesi için iştirak hisseleri ile taşınmazların iki yıl aktifte bulundurulması gerekmez.

İstisna sadece bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine olan borca karşılık, banka, finansal kiralama ve finansman şirketlerine yapılacak devir ve teslimler ile bu taşınmaz ve iştirak hisselerinin finansal kiralama ve finansman şirketleri tarafından devir ve tesliminde uygulanır. Borca karşılık banka, finansal kiralama ve finansman şirketleri dışında üçüncü kişilere yapılan satışlar, istisna kapsamında değerlendirilmez.

İstisna uygulanabilmesi için, devir ve teslime konu taşınmaz ve iştirak hisselerinin bankaya, finansal kiralama ve finansman şirketlerine borçlu olanlara veya bu borca kefil olanlara ait olması gerekir.

İstisna, satış yoluyla gerçekleştirilen devir ve teslimlere uygulanır. Bağış, hibe şeklindeki devir ve teslimler istisna kapsamı dışındadır.(KDV Genel Uygulama Tebliği – 5.3.Finansal Kiralama Yoluyla Makine-Teçhizat Alımlarında Uygulama).

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17.maddesinin 4.fıkrasının (y) bendi gereğince; 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında, finansal kiralama şirketleri, katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarınca bizzat kiracıdan satın alınıp geriye kiralanan her türlü taşınır ve taşınmazlara uygulanmak üzere ve kiralamaya konu kıymetin mülkiyetinin sözleşme süresi sonunda kiracıya devredilecek olması koşulu ile kiralamaya konu taşınır ve taşınmazın kiralayana satılması, satan kişilere kiralanması ve devri KDV’den istisnadır. 

24.12.2007 tarih ve 2007/13033 sayılı Mal Ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Karar (ile bu Kararda sonradan değişiklik ve ilaveler yapan Kararlar) gereği; Söz konusu Karar eki listelerden (I) sayılı listede yer alan eşya, mal, teslim ve hizmetler için, KDV oranı % 1 olarak tespit edilmiştir.  

20/12/2010 tarih ve 2010/1180 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İstatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetvelinin (Tablo I’de ayrıntılı yer alan); gümrük tarife istatistik pozisyonlarında yer alan ve amortismana tabi iktisadi kıymet niteliği taşıyan makine ve cihazların yeni ve kullanılmamış olmaları şartıyla (kullanılmış olanları ile aksam, parça, aksesuar ve teferruatları hariç) finansal kiralamaya konu olmak üzere, 6361 sayılı Kanun kapsamında finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerine teslimi ve bu malların adı geçen şirketler tarafından kiralanması ve teslimi % 1 oranında KDV’ye tabidir.

Sayfa 6 / 9

Öte yandan, Tablo I’de ayrıntıları yer alan ve GTİP’leri belirtilen bahse konu eşyaların eski ve kullanılmış olması ile, belirtilen GTİP numaraları haricindeki sabit kıymetlerin; finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerine teslimi ve bu malların adı geçen şirketler tarafından 6361 sayılı “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu” kapsamında kiralanması ve teslimi, ilgili iktisadi kıymetin tabi olduğu KDV oranında KDV ye tabi olacaktır.

– 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 290.maddesinde: Kira süresi sonunda mülkiyet hakkının kiracıya devredilip devredilmediğine bakılmaksızın, bir iktisadî kıymetin mülkiyetine sahip olmaktan kaynaklanan tüm riskler ile yararların kiracıya bırakılması sonucunu doğuran kiralamalar finansal kiralama olarak kabul edilmiş olup; finansal kiralamaya konu iktisadî kıymetin kullanma hakkının kiracı tarafından aktifleştirileceği, kiralama işleminde iktisadî kıymetin mülkiyetinin kira süresi sonunda kiracıya devredilmesi, kiracıya kira süresi sonunda iktisadî kıymeti rayiç bedelinden düşük bir bedelle satın alma hakkı tanınması, kiralama süresinin iktisadî kıymetin ekonomik ömrünün % 80’inden daha büyük bir bölümünü kapsaması veya sözleşmeye göre yapılacak kira ödemelerinin bugünkü değerlerinin toplamının, iktisadî kıymetin rayiç bedelinin % 90’ından daha büyük bir değeri oluşturması hallerinden herhangi birinin varlığı durumunda, kiralama işleminin finansal kiralama olarak kabul edileceği (bir başka değişle finansal kiralama mevzuatının uygulanacağı) belirtilmiştir. Bu şartları taşımayan, bu şartlara uymayan kiralama işlemleri ise normal kira/kiralama işlemi olarak kabul edilecektir.

– Yurt dışından normal (adi-operasyonel) kiralama işlemlerine göre yapılan eşya ve makine ithalatları 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun “Geçici ithalat rejimine ilişkin hükümlerine” tabidir.

II- KURULUM, MONTAJ, BAKIM VE ONARIM GİDERLERİ

İthal eşyasının fiilen ödenen veya ödenecek fiyatından ayırt edilebilmeleri koşuluyla sınai tesis, makine, teçhizat, kalıp gibi, ithal eşyası için ithalattan sonra yapılan inşa, kurma/kurulum, montaj, bakım (onarım) veya teknik yardıma ilişkin giderler, gümrük kıymetine dahil edilmez. Şayet, bahse konu inşa, kurma/kurulum, montaj, bakım (onarım) veya teknik yardıma ilişkin giderler ilgili faturasında, sözleşmesinde, vb. ithal belgelerinde, ithal edilen sınai tesisi, makine, teçhizat, kalıp, fikstür vb. ithal eşyasının kıymetinden ayrı şekilde, ayrı bir kalem olarak belirtilmemişse, ithal edilen eşyanın kıymetinden ayrılamıyor ise: Genel kıymet kuralları gereği, ithalat sırasında gümrük idaresince, ithal edilen esas eşyanın kıymetiyle birlikte, ithal eşyasının kıymeti olarak, ithalata ilişkin SDGB’nin tescil tarihinde söz konusu esas eşyaya ait vergi oranı, döviz kuru, ödeme şekli ve diğer vergilendirme unsurları, esas eşyanın ithaline ilişkin gerekli ticaret politikası önlemlerinin uygulanması ile eşyanın ithali için öngörülen diğer işlemlerin tamamlanması, ve ithalat vergilerinin taksili ile ithalat gerçekleştirilir.

Ancak: İnşa, kurma/kurulum, montaj, bakım (onarım) veya teknik yardım ve benzeri giderlerin hizmet ithalatı olması, hizmetin Türkiye’de yapılması ve/veya hizmetten Türkiye’de faydalanılması nedeniyle Katma Değer Vergisine tabi olup, ilgili vergi dairesine sorumlu sıfatıyla 2 Nolu KDV Beyannamesiyle beyanda bulunularak, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1, 6, 8, 9, 10 ve 24.maddeleri, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği ve ilgili diğer mevzuat hükümleri gereği, genel vergi oranı (% 18) üzerinden sorumlu sıfatıyla KDV tevkifatı yapılması gerekir.

Ayrıca, söz konusu giderler, genelde, bu hizmetleri yerine getiren işçi, teknik eleman, tekniker, mühendis vb. kişilere ödenen ücretler (serbest meslek kazancı) şeklinde karşımıza çıktığı için 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (Stopaj) hükümleri, ilgili “ÇVÖA” hükümleri, ilgili kişilerin bir yıl içinde toplam 183 günden fazla Türkiye’de kalıp kalmadıkları, vb. hususları dikkate alınarak stopaj açısından da incelenip değerlendirilmesi gerekir.  Örnek 1: Ankara’nın Polatlı ilçesinde çeşitli tarım makineleri üreten X firması, mevcut üretim kapasitesini artırmak, yeni bir üretim bandı kurmak için Çin’de mukim Y firmasından sanayi tesisi (çeşitli makine, teçhizat ve kalıplar) satın aldığını ve ithalata müteakip söz konusu sanayi tesisinin inşa, kurma, montaj

Sayfa 7 / 9

giderleri de dahil toplam 1.000.000-USD bedel ödediğini, inşa, kurulum, montaj giderleri tutarının gerçekte toplam 50.000-USD olmasına karşın, ilgili satış sözleşmesinde ve/veya satış faturasında ayrı bir kalem, ayrı bir gider olarak gösterilmediğini ve ithalatı yapılan sanayi tesisinin (çeşitli makine, teçhizat ve kalıpların) fiilen ödenen veya ödenecek fiyatından ayırt edilemediğini, bu fiyata dahil olduğunu varsayalım. Söz konusu inşa, kurulum, montaj giderleri bahse konu ithal eşyasının fiilen ödenen veya ödenecek fiyatından ayırt edilemediği, esas eşya ile birlikte bir bütün olarak değerlendirdiği (1.000.000-USD içinde olduğu) için ithalat eşyasının gümrük kıymeti ilgili SDGB’de 1.000.000-USD beyan edilip, gümrük/ithalat vergileri de 1.000.000-USD üzerinden tahakkuk ve tahsil edilmesi gerekir.

Örnek 2: Birinci örneğimizdeki ithal eşyamıza ilişkin olarak yapılan inşa, kurulum, montaj vb. giderlerinin ilgili satış faturasında ve/veya sözleşmede ayrı bir kalem, ayrı bir gider olarak gösterildiğini ve bu giderlerin toplam 50.000-USD olduğunu varsayalım. Söz konusu eşyalarımızın gümrük kıymetinin 950.000-USD olması nedeniyle, eşyaların ithaline ilişkin SDGB 950.000-USD tutar üzerinden beyan, tescil ve gümrük/ithalat vergileri de 950.000-USD üzerinden tahakkuk ve tahsil edilir. İnşa, kurulum, montaj giderleri olan 50.000-USD hizmet ithalatı için ise; İthalatçı X firması tarafından, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1, 6, 8, 9, 10 ve 24.maddeleri, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği ve ilgili diğer mevzuat hükümleri gereği, ilgili vergi dairesine sorumlu sıfatıyla 2 Nolu KDV Beyannamesiyle beyanda bulunularak, tekabül eden KDV’nin ödenmesi gerekir. (KDV Kanunu’nun 29.maddesi, KDV Genel Uygulama Tebliği ve ilgili diğer mevzuat gereği, sorumlu sıfatıyla 2 Nolu KDV beyannamesi ile beyan edilen KDV, vergi sorumluları (ilgili gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri) açısından yüklenilen vergi niteliğinde olup, söz konusu KDV’nin aynı dönem içinde mükellef sıfatıyla verilen 1 No.lu KDV beyannamesi ile  indirime konu yapılabilir). 

Ayrıca, söz konusu giderler, genelde, bu hizmetleri yerine getiren işçi, usta, ustabaşı, teknik eleman, tekniker, mühendis vb. kişilere ödenen ücretler (serbest meslek kazancı) şeklinde karşımıza çıktığı için 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (Stopaj) hükümleri, ilgili “ÇVÖA” hükümleri, ilgili kişilerin bir yıl içinde toplam 183 günden fazla Türkiye’de kalıp kalmadıkları, vb. hususları dikkate alınarak stopaj açısından da incelenip değerlendirilmesi, varsa tekabül eden stopajın da ithalatçı X firmasınca, ilgili vergi dairesine Muhtasar Beyanname ile beyan edilerek ödenmesi gerekir. 

Kocaeli, 09.01.2026

Kerim Çoban

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

Sayfa 8 / 9

KAYNAKÇA:

  • 4458 sayılı Gümrük Kanunu. 
  • Gümrük Yönetmeliği.
  • Gümrük Yönetmeliği Ek No: 8 (Gümrük Kıymeti Yorum Notları).
  • 06.06.2017 tarih ve 30088 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2 Seri Nolu Gümrük Muafiyeti Tebliği.
  • 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu.
  • Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği.
  • 24.12.2007 tarih ve 2007/13033 sayılı Mal Ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Karar.
  • 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar.
  • 2012/1 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ.
  • Yatırım Teşvikle İlgili 9 Seri Nolu Gümrükler Genel Tebliği.
  • 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanunu.
  • Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş Ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik.
  • Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin “İhracat Bedelleri Hakkında 2018-32/48 sayılı” Tebliğ.
  • TC.Merkez Bankasınca yayımlanan İhracat Genelgesi.
  • 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu.
  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu.
  • 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu.
  • 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu.
  • 492 sayılı Harçlar Kanunu.
  • Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün 2014/1, 2015/12 Sayılı Genelgeleri.
  • KÖKTÜRK Barışcan, “Finansal Kiralama Sözleşmesinde Tarafların Borçları” İsimli Tez Çalışması, İzmir Ekonomi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü – Mayıs 2018.
  • Densa Bağımsız Denetim A. Ş., “Sat – Geri Kirala Yönteminde Vergisel Avantajlar” – Ocak 2017.
  • ÇOBAN Kerim, “Gayri Maddi Hak Kazançlarının Brütleştirilmesi İle Kurumlar Vergisi, Katma Değer Vergisi ve Gümrük Kıymeti Yönüyle İncelenmesi”,  Gümrük ve Ticaret Dünyası Dergisi, Sayı 94, Yıl 2017/4.
  • KELKİTLİ Kerem, “Yurt Dışından Alınan Hizmetlerde Mukimlik Belgesinin Önemi”, Rödl & Partner Denetim Danışmanlık, www.roedl.net.tr  – 18.07.2016 

Sayfa 9 / 9

FİNANSAL KİRALAMA İŞLEMLERİ (3)

1- Kiralananın Zilyetliğini Üçüncü Bir Kişiye Devretmeme Borcu

Finansal kiralama sözleşmesinde kiralayan, malın zilyetliğini her türlü faydayı sağlamak üzere kiracıya devretmektedir. Malın gerçek sahibinin kiralayan olması, kiracıyı belli sınırlar dâhilinde hareket etmeye zorlamaktadır. Bu kapsamda kiracının, emin sıfatıyla zilyet kılındığı malın zilyetliğini üçüncü bir kişiye devretmemesi gerekir. Kural olarak kiracı, kiralananın zilyetliğini bir üçüncü kişiye devredemez.

– 6361 sayılı Kanun’un konuya ilişkin 26.maddesinde ise; “1) Kiracı, kiracılık sıfatını veya sözleşmeden doğan hak veya yükümlülüklerini, kiralayandan yazılı izin almak kaydıyla devredebilir. Bu devir nedeniyle finansal kiralama sözleşmesinde yapılan kiracı değişikliği, ilgisine göre 21 veya 22.madde çerçevesinde tescil edilir veya şerh olunur. 2) Konut finansmanı kapsamında yapılan finansal kiralama işlemlerinde kiracı, kiralayana bilgi vermek, diğer finansal kiralama işlemlerinde ise sözleşmede hüküm bulunmak kaydıyla finansal kiralama konusu malın zilyetliğini bir başkasına devredebilir.” Denilmektedir.

Kiracının, malın zilyetliğini üçüncü kişiye devretmeme borcunun iki istisnası bulunmaktadır. Birincisi, malın kullanım hakkının kısmen/tamamen üçüncü şahsa devredilmesidir. Bu durumda kiracının kiracılık sıfatı devam etmektedir. İkincisi, Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 205.maddesinde belirtildiği şekilde finansal kiralama sözleşmesinin üçüncü kişiye devredilmesi ve taraf sıfatının kaybedilmesidir.Madde gerekçesinde zilyetliği devir yasağının kiralayanı koruma amaçlı olduğu belirtildikten sonra, kiracının zilyetliği bir başkasına devredebilmesinin şartları; kiralayanın yazılı izninin olması, finansal kiralamaya konu malın ya da hakkın ilgili sicile tescil edilmesi veya şerh olunması, konut finansmanı kapsamında yapılan finansal kiralama işlemlerinde kiracının kiralayana bilgi vermesi ve diğer finansal kiralama işlemlerinde ise sözleşmede konuya ilişkin hüküm bulunması olarak açıklanmıştır.

6361 sayılı Kanun’un 26.maddesin bağlantılı olduğu genel hükümler; “Sözleşmenin Devri” başlıklı TBK’nun 205.maddesi, “Alt Kira ve Kullanım Hakkının Devri” başlıklı 322.maddesi ve “Kira İlişkisinin Devri” başlıklı 323.maddesidir. Bu hükümler, 6361 sayılı Kanun’un 26.maddesini tamamlayıcı nitelikte olup, niteliği uygun düştüğü ölçüde kıyasen finansal kiralama için de bu madde hükümlerinden faydalanmak gerekmektedir.

İstisnalar,

6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 26.maddesine göre, zilyetliğin üçüncü kişiye devri belli şartlarla mümkündür. Bu istisna halleri Türk Borçlar Kanunu (TBK) ile paralel olarak; Alt kira sözleşmesi, kiracının kiralanan üzerindeki kullanım hakkını devretmesi (alacağın devri) ile sözleşmenin yani kiracılık sıfatının devridir.Alt finansal kiralama sözleşmesi, alt finansal kiralamada, kiracı finansal kiralama sözleşmesine dayalı olarak kiraladığı malı bu sefer kiralayan sıfatı ile başka bir alt kiracıya kiralamaktadır. Alt kira sözleşmesi olarak nitelenen bu ilişkinin sonuçlarını doğurabilmesi için kiracının yetkilendirilmiş olması gerekmektedir. Kiracının kiralananı farklı bir sözleşme ile üçüncü kişiye kısmen veya tamamen

Sayfa 1 / 9

kiralamasına yönelik işlem alt kiralamadır. Burada ilk finansal kiralama sözleşmenin kiracısı, sonraki kira sözleşmenin kiralayanı konumunda olmaktadır. Alt kira sözleşmesinden bahsedebilmek için bir finansal kiralama sözleşmesi ile en az bir kira sözleşmesi bulunmalı, kiracı ile alt kiracı arasında sözleşme kurulmuş olmalı ve sözleşmelerin konuları özdeş olmalıdır.

– Finansal kiralama konusu malın alt kiralama sözleşmesi ile başkasına kiralanması için; Kiralayanın yazılı izninin alınması, alt kira sözleşmesinin ilgili sicile tescili veya şerhi, konut finansmanı kapsamındaki finansal kiralamalarda alt kira sözleşmesi konusunda kiracının kiralayanı bilgilendirmesi ve diğer finansal kiralamalarda ise sözleşmede konuya ilişkin bir hüküm bulunması şarttır. Alt kiralama sözleşmesi hakkında

ayrıntılı düzenleme içeren TBK’nın 322.maddesinin, kıyasen alt finansal kiralama sözleşmesi için de uygulanması gerekir. Her iki düzenleme karşılaştırıldığında; 6361 sayılı Kanun’un 26.maddesine göre tüm alt kira sözleşmeleri için kiralayanın yazılı izni aranmakta ve sözleşmenin sicile tescili veya şerhi zorunlu iken, TBK’nun 322.maddesinde sadece konut ve çatılı işyeri alt kiralarında bu izin aranmakta, diğer kiralarda aranmamakta ve ilgili sözleşmenin sicile tescili veya şerhi zorunluluğu bulunmamaktadır.  

Finansal kiralama sözleşmesinde tarafların, kiralananın kiracı tarafından sözleşme boyunca hiçbir surette başka bir kişiye kiralanamayacağını kararlaştırarak alt kiralamayı baştan yasaklamaları mümkündür. Böyle bir kararlaştırmaya kanuni bir engel yoktur. Kiralayanın yazılı rızası olmaksızın alt kira sözleşmesi imzalayan kiracı, zilyetliği devretmeme borcuna aykırı davranmış olur. Kiralayanın bu sebeple uğrayacağı zarardan kiracı sorumlu olacaktır. Ayrıca durumun ağırlığına göre sözleşmenin feshi sonucu da doğabilecektir. Alt kira sözleşmesinin kurulması, kiralayanın kiracıya karşı mevcut olan hak ve yükümlülüklerinde bir değişiklik meydana getirmemektedir. Buna karşılık alt kiracının kullanım hakkı; asıl sözleşmenin amacı, öngördüğü kullanım şekli ve kapsamı ile sınırlıdır. Finansal kiralama sözleşmesi bakımından da, asıl finansal kiralama sözleşmesinin alt finansal kiralama sözleşmesine sınır teşkil ettiğini belirtmek gerekir. Bir başka deyişle, asıl kiracı hangi oranda kullanma ve yararlanma hakkına sahipse alt kiracı da en çok o oranda kullanma ve yararlanma hakkına sahip olabilecektir. TBK’nun 322/1.maddesinde, adi kira sözleşmesinde alt kiralama için “Kiraya verene zarar verecek bir değişikliğe yol açmamak” şartı yer almaktadır. Bu şartın finansal kiralama sözleşmesinde alt finansal kiralama bakımından da aranması gerekir.

Kiracının, kiralanan üzerindeki kullanma hakkını üçüncü kişiye devretmesi, 6361 sayılı Kanun’un 26/1.maddesine göre, kiracının finansal kira sözleşmesinden doğan hak veya yükümlülüklerini, kiralayandan yazılı izin almak kaydıyla üçüncü kişiye devretmesi mümkündür. TBK’nun 322/1.maddesi de aynı yönde olup, hükümde kiracının kiraya verene zarar verecek bir değişikliğe yol açmamak koşuluyla kullanım hakkını başkasına devredebileceği düzenlenmiştir. Finansal kiralama sözleşmesi bakımından, kiracının kullanma hakkı dışındaki diğer haklarını da üçüncü kişiye devretmesinin mümkün olduğu söylenebilir. Bilindiği üzere alacağın devri için devredenin imzası yeterli ve şarttır. Ayrıca alacağın devrinin bir tasarrufi işlem olması nedeniyle devredenin devredilen üzerinde tasarruf yetkisi ve tasarruf ehliyeti de bulunmalıdır. Alacağın devri ivazlı ya da ivazsız olabilmektedir. Alacağın devri kanunen adi yazılı şekle tabidir (TBK 184/1.maddesi). Alt kira sözleşmesi bakımından aranan şartlar ile kullanma hakkının devri için aranan şartlar aynı olup, kullanma hakkının ve sözleşmeden doğan diğer hakların devri için de işlemin kiralayana zarar verici bir değişikliğe yol açmaması ve kiralayanın yazılı rızasının bulunması gerekmektedir. Finansal kiralama sözleşmesinin devri suretiyle kiracı tarafın değişmesi, 6361 sayılı Kanun’un 26/1.maddesinde, açıkça kiracının, kiracılık sıfatını kiralayandan yazılı izin almak kaydıyla üçüncü kişiye devredebileceği ifade edilmiş olup, TBK’nun 323.maddesinde ise Kiracı, kiraya verenin yazılı rızasını almadıkça, kira ilişkisini başkasına devredemez. Kiraya veren, işyeri kiralarında haklı sebep olmadıkça bu rızayı vermekten kaçınamaz. Kiraya verenin yazılı rızasıyla kira ilişkisi kendisine devredilen kişi, kira sözleşmesinde kiracının yerine geçer ve devreden kiracı, kiraya verene karşı borçlarından kurtulur. İşyeri kiralarında devreden kiracı, kira sözleşmesinin bitimine kadar ve en fazla iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu olur.”  Denilmiştir. Görüldüğü üzere her iki kanunda da belirtilen kiralayan tarafın

Sayfa 2 / 9

değil, kiracı tarafın değişmesidir. Türk Borçlar Kanunu’nun “Sözleşmenin devri” başlıklı 205.maddesi aynen, “Sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır. Sözleşmeyi devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da, sözleşmenin devri hükümlerine tabidir. Sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır. Kanundan doğan halefiyet hâlleri ile diğer özel hükümler saklıdır.” Denilmektedir. Sözleşmenin devri, TBK ile getirilen yeni bir düzenlemedir. Gerekçede de belirtildiği üzere, sözleşmenin devri ile devre konu sözleşmeden doğan tüm haklar ve borçlar üçüncü kişiye devredilmektedir. Bu yolla sözleşmenin tarafı değişmekte, sözleşmenin içeriği ise aynı kalmaktadır. Kiracılık sıfatının devrinde de yazılı rıza şartı aranmaktadır.

Finansal kiralama sözleşmesinde kiracılık sıfatının devri bakımından; 6361 sayılı Kanun’un 26.maddesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 205 ve 323.maddeleri birlikte ele alınmalıdır. Sözleşmenin devri için ilk olarak geçerli ve yürürlükte olan bir sözleşme olmalıdır. Geçersiz ya da sona ermiş bir sözleşmenin devrinden bahsedilemez. İkinci olarak kiralayan, kiracı ve kiracılık sıfatını devralmak isteyen arasında devre ilişkin anlaşma olmalıdır. Bu anlaşma ya üç taraflı bir anlaşma şeklinde ya da kiralayanın devir sözleşmesine sonradan onay vermesi şeklinde olmaktadır. Finansal kiralama sözleşmesinde kiracılık sıfatının üçüncü kişiye geçtiğinin ilgili sicile tescil edilmesi veya şerh verilmesi gerekmektedir.

2- Sözleşme Sonunda Kiralananı Kiralayana İade Etme Borcu

Finansal kiralama sözleşmesinde malın gerçek maliki kiralayan, sözleşme boyunca maldan sözleşmeye uygun olarak her türlü faydayı sağlayabilen ve onu kullanabilen ise kiracıdır. Sözleşme süresi sona erdiğinde kural olarak kiracı, malı kiralayana iade etmekle yükümlüdür. Ancak, sözleşmede açıkça kararlaştırılması halinde kiracıya alım hakkı tanınabilmektedir. Kiracının sözleşme süresi sona erdiğinde malı satın alma hakkı ile almadığı takdirde iade etme borcu, 6361 sayılı Kanun’un 23 ve 32.maddesinde düzenlenmiştir.

– Finansal kiralama sözleşmesi süresi sonunda kiracının malı satın alma hakkına sahip olması için mutlaka taraflarca sözleşmede bu hususun kararlaştırılması gerekir. Aksi takdirde, kiracı malı iade etmek zorundadır. Taraflar arasında kiracıya böyle bir hak tanınmışsa kiracının satın alma hakkının bulunduğundan bahsedilebilecektir. Sözleşme sona erdiğinde, sözleşmeden doğan satın alma hakkını kullanmayan veya bu hakkı bulunmayan kiracı finansal kiralama konusu malı derhâl geri vermekle mükelleftir. İade etme yükümlüsü kiracı olduğuna göre buna ilişkin giderlere de kiracı katlanmalıdır. Sözleşme sona erdiğinde malı iade etmek kiracı için borç niteliğinde olduğundan ifa kapsamında sökme, nakil gibi işlemler sırasında meydana gelebilecek hasar ve zıyadan da kiracı sorumludur. Sözleşme sona erdiğinde kural olarak kiracı, malı derhal kiralayana iade etmelidir. Bunun tek istisnası ise, sözleşmede kiracıya sözleşme sonunda malı satın alma hakkı tanınmış ve kiracının bu hakkını kullanmış olmasıdır.

– 6361 sayılı Kanun’un 2/6.maddesi gereği, borcun ifası konusunda genel hükümlerin (TBK’nun 334 ve 335.maddeleri) uygulanması gerekmekte olup, kiracı kiralananı ne durumda teslim almışsa, sözleşme sonunda o durumda iade ile yükümlüdür. Ancak kiracı, sözleşmeye uygun kullanımın kiralananda meydana getirdiği olağan eskimelerden ve bozulmalardan sorumlu olmayacaktır. Sözleşmeye aykırı şekilde kullanımdan kaynaklanan ve olağan kullanımı aşan eskime ve yıpranmalardan kiracı sorumlu olacaktır. Kiralayan, malı iade alırken kiralananın durumunu gözden geçirmek ve kiracının sorumlu olduğu eksiklikleri ve ayıpları ona derhal yazılı olarak bildirmek zorundadır. Bu bildirim yapılmazsa, kiracı her türlü sorumluluktan kurtulur. – Finansal kiralama sözleşmesinin süresi dolduktan ve sözleşme sona erdikten sonra kiracının malı satın alma hakkını kullanabilmesi için tüm kira bedellerini ödemiş olması gerekmektedir. Bununla birlikte kiracının sözleşme sona erdiğinde alım hakkını kullanabilmesi için sözleşmenin sona ermesinin “süre bitimi sebebiyle” olması gerekmektedir. Son olarak, iade yükümlülüğüne rağmen sözleşme süresi

Sayfa 3 / 9

dolduğunda kiracının malı iade etmemesi halinde kiralayan, iadenin yapılmaması sebebiyle uğradığı zararı kiracıdan talep edebilir.

Önemli Not: Bu makalemizinIV- FİNANSAL KİRALAMA SÖZLEŞMESİNDE TAFARLARIN BORÇLARI/ YÜKÜMLÜLÜKLERİ başlığı altında yer alan bilgilerin tamamına yakını, İzmir Ekonomi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Öğrencisi Barışcan KÖKTÜRT tarafından hazırlanan ve Mayıs 2018’de yayınlanan “Finansal Kiralama Sözleşmesinde Tarafların Borçları” isimli Tez Çalışmasından (kısaltılarak) alıntı yapılmış olup, bazı durumlarda da kişisel görüşlerimizle desteklenmiş ve ilaveler yapılmıştır.

V- FİNANSAL KİRALAMADA İTHALAT VE İHRACAT İŞLEMLERİ

A- İthalat İşlemleri

a) Katılım bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları ile finansal kiralama şirketlerinin yaptıkları normal ithalatlar, genel mevzuat hükümlerine tabidir. Gümrük vergisi ve KDV, ilgili eşyalara ilişkin normal oranlar üzerinden tahsil edilir.

b) 20/12/2010 tarih ve 2010/1180 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İstatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetvelinin (Tablo I’de ayrıntılı yer alan); gümrük tarife istatistik pozisyonlarında yer alan ve amortismana tabi iktisadi kıymet niteliği taşıyan makine ve cihazların yeni ve kullanılmamış olmaları şartıyla (kullanılmış olanları ile aksam, parça, aksesuar ve teferruatları hariç) finansal kiralamaya konu olmak üzere, 6361 sayılı Kanun kapsamında finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerine teslimi ve bu malların adı geçen şirketler tarafından kiralanması ve teslimi % 1 oranında KDV’ye tabidir.

Kişisel görüşümüz: Tablo I’de ayrıntılı yer alan söz konusu eşyaların finansal kiralamaya konu olmak üzere/finansal kiralama amacıyla 6361 sayılı Kanun kapsamında finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri tarafından ithal edilmesi durumunda; Gümrük vergisi muafiyeti ve KDV istisnası uygulanmayıp, bunun yerine olağan (normal ithalatta o eşyalar için uygulanan gümrük vergisi oranları tatbik edilerek) gümrük vergisi ile % 1 oranında KDV tahsil edilir. Tablo I’in dışındaki eşyaların ithalatında ise normal uygulanan gümrük vergi oranları ve KDV oranları uygulanır.

c) Yatırım teşvik belgesi kapsamında yer alan makine ve teçhizatın tamamı veya bir kısmı finansal kiralama yoluyla temin edilebilir, söz konusu eşyalar gümrük vergisi muafiyeti ve KDV istisnası uygulanarak ithal edilebilir. Kiralayanın (finansal kiralama şirketinin) gümrük vergisi muafiyeti ve KDV istisnası desteklerinden yararlanabilmesi için, teşvik belgesi sahibi yatırımcı ile sözleşme yapmış olması ve sözleşme kapsamı yatırım mallarını sözleşme yaptığı yatırımcıya kiralaması, Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’nce de finansal kiralamaya konu makine ve teçhizat listesinin onaylanmış olması gerekir. Finansal kiralama şirketleri, yatırımcının teşvik belgesi dikkate alınarak finansal kiralama şirketi adına düzenlenen ve teşvik belgesini düzenleyen mercice onaylanan finansal kiralama işlemine konu makine ve teçhizat listesi ile ithalat işlemleri gerçekleştirilir. Finansal kiralama şirketleri aracılığıyla gerçekleştirilecek yatırımlara ilişkin finansal kiralama şirketlerinin teşvik belgesi sahibi firmalara kiralanmak üzere teslim alacakları veya ithal edecekleri makine ve teçhizatlar KDV’den istisnadır. Bu işlemlerde yatırımcı, finansal kiralama şirketleri ile müteselsilen sorumludur. Finansal kiralama şirketinin teşvik belgesi ile ilgili sorumluluğu, kendisine devri gerçekleşen kısmı ile sınırlıdır. – Yatırım teşvik belgesi kapsamında ithal edilen ve finansal kiralama sözleşmesine konu olan makine ve teçhizat için, finansal kiralama sözleşmesinin feshi nedeniyle, finansal kiralama şirketine yapılan teslim

Sayfa 4 / 9

sırasında alınmayan KDV, teslim tarihinde uygulanan oran esas alınmak suretiyle 3065 sayılı KDV Kanununun 13/d. maddesi çerçevesinde tahsil edilir.

Diğer taraftan, KDV Kanununun 48.maddesinde ise, bu Kanuna göre vergisi ödenmeden veya eksik ödenerek yurda sokulan eşyaların hiç alınmamış veya eksik alınmış katma değer vergisi hakkında, Gümrük Kanunundaki esaslara göre işlem yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Bu itibarla, Yatırım teşvik belgesi kapsamında ithal edilen ve finansal kiralama sözleşmesine konu olan makine ve teçhizat için, finansal kiralama sözleşmesinin feshi nedeniyle teşvik belgesinin iptal edilmesi halinde, söz konusu makine ve teçhizata ait serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescil edildiği tarihte geçerli olan KDV oranı uygulanır.

d) Yurt dışından yapılacak finansal kiralamalarda; Yapılacak finansal kiralama sözleşmeleri Birlik tarafından tescil edilir. Eşyaların ithali ise: 1- Satın alma hakkı bulunmayan bir sözleşmeye dayanarak veya bu hak bulunsa dahi teşvik belgesinde gümrük muafiyetinden yararlanması öngörülmemiş malların Türkiye’ye girişinde, gümrük mevzuatının süre kısıtlaması hariç, sözleşme süresine bağlı olarak 4458 sayılı Gümrük Kanununun geçici ithalat rejimine dair hükümleri uygulanır. Sözleşme süresi sonunda kesin ithalatın yapılmaması ve finansal kiralama konusu malların kiralayana iade edilmek üzere yurt dışına çıkarılmak istenmesi hâlinde daha önce alınan teminat 4458 sayılı Kanun hükümlerine göre çözülür.             2- Sözleşme süresi sonunda finansal kiralama konusu malların kesin ithalatının yapılması hâlinde, gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihteki cari kur ve 4458 sayılı Kanunun eşyanın gümrük kıymetine ilişkin hükümlerine göre belirlenecek kıymet üzerinden hesaplanacak gümrük vergileri ve ek mali yükümlülükler tahakkuk ve tahsil olunur.

– İthal eşyasının fiilen ödenen veya ödenecek fiyatından ayırt edilebilmeleri koşuluyla sınai tesis, makine, teçhizat, kalıp gibi, ithal eşyası için ithalattan sonra yapılan inşa, kurma/kurulum, montaj, bakım (onarım) veya teknik yardıma ilişkin giderler, gümrük kıymetine dahil edilmez. Şayet, bahse konu inşa, kurma/kurulum, montaj, bakım (onarım) veya teknik yardıma ilişkin giderler ilgili faturasında, sözleşmesinde, vb. ithal belgelerinde, ithal edilen sınai tesisi, makine, teçhizat, kalıp, fikstür vb. ithal eşyasının kıymetinden ayrı şekilde, ayrı bir kalem olarak belirtilmemişse, ithal edilen eşyanın kıymetinden ayrılamıyor ise: Genel kıymet kuralları gereği, ithalat sırasında gümrük idaresince, ithal edilen esas eşyanın kıymetiyle birlikte, ithal eşyasının kıymeti olarak değerlendirilir ve yukarıda (a, b, c ve d fıkralarında) belirtilen şekilde işlem yapılır, ilgili ithalat işlemi gerçekleştirilir.

Ancak: İthal eşyasının fiilen ödenen veya ödenecek fiyatından ayırt edilebilmeleri koşuluyla söz konusu inşa, kurma/kurulum, montaj, bakım (onarım) veya teknik yardım ve benzeri giderlerin hizmet ithalatı olması, hizmetin Türkiye’de yapılması ve/veya hizmetten Türkiye’de faydalanılması nedeniyle Katma Değer Vergisine tabi olup, ilgili vergi dairesine sorumlu sıfatıyla 2 Nolu KDV Beyannamesiyle beyanda bulunularak, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1, 6, 8, 9, 10 ve 24.maddeleri, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği ve ilgili diğer mevzuat hükümleri gereği, genel vergi oranı (% 18) üzerinden sorumlu sıfatıyla KDV tevkifatı yapılması gerekir. Ayrıca, söz konusu giderler, genelde, bu hizmetleri yerine getiren işçi, teknik eleman, tekniker, mühendis vb. kişilere ödenen ücretler (serbest meslek kazancı) şeklinde karşımıza çıktığı için 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu (Stopaj) hükümleri, ilgili “ÇVÖA” hükümleri, ilgili kişilerin bir yıl içinde toplam 183 günden fazla Türkiye’de kalıp kalmadıkları, vb. hususları dikkate alınarak stopaj açısından da incelenip değerlendirilmesi gerekir.   

– Gümrük Tarife Cetveli İzahnamesinde yer alan yorum kurallarında açıkça belirtildiği üzere; bir eşyayı oluşturmak için gerekli aksam ve parçanın, nihai ürünün oluşturulması için yeter sayıda olması, montaj işleminden sonra bakiye vermemesi gerekmektedir. Nihai ürünün tamamlanmasının ardından arta kalan her parça Genel Yorum Kuralları uyarınca kendi ait olduğu tarife pozisyonunda sınıflandırılacaktır. Tarife mevzuatında aksam, parça ve aksesuarın belirleyici bir tanımı bulunmamaktadır. Bununla birlikte ulusal ve uluslararası tarife yazınından yola çıkılarak;

Sayfa 5 / 9

– Aksesuar; Bir makine, ekipman veya cihazın işlevine esastan bir etkisi olmayan ikincil ve tali bir işlevi olan ancak makine, ekipman veya aletin etkinlik ve verimliliğini artıran eşya,

– Aksam parça; Kullanılacağı ürünün işlevinde esas bir etkisi olan ve ürün tasarımının mütemmim bir cüzü olan, bir makine, ekipman veya cihazın teşhis edilebilir bir bileşeni olan eşya,

Şeklinde tanımlanabilir. Bu bağlamda hem aksam parça hem de aksesuar olarak nitelendirilen eşyanın ait olduğu makine, ekipman veya cihazın işlevinde esas veya tali bir rolünün olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

Yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda;

1) Finansal Kiralama kapsamında ithalata konu nihai ürünün oluşturulması için aksam parça ve aksesuarın yeter sayıda olması gerekmekte olduğundan bakiye kısım için 2007/13033 sayılı Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisinin Tespitine İlişkin Karar eki I sayılı Listesinin 17.sırasının tatbik edilmemesi (yani, işleme konu olan malın tabi olduğu katma değer vergisi oranının uygulanması.) söz konusu bakiye kısmın kıymetinin ayrı olarak faturalandırılmamış olması durumunda 2012/39 sayılı Gümrükler Genel Müdürlüğü Genelgesinin 2/b maddesi hükmü çerçevesinde [İthal edilmek istenilen eşyaya ilişkin fatura ibraz edilmemesi durumunda ilgili gümrük müdürünün veya görevlendireceği bir müdür yardımcısının başkanlığında gümrük muayene memurunun bulunduğu en az üç kişilik bir komisyon tarafından, eşyanın piyasa fiyatı ve daha önce ithali yapılan aynı veya benzer eşya için tespit edilen fiyatlar da dikkate alınmak suretiyle eşya kıymeti tespit edilecektir. Bu şekilde tespit edilecek kıymetten amortisman düşülmeyecektir.] işlem tesis edilmesi,

2) Nihai ürünü oluşturan yeter sayıdaki eşya dışında kalan bakiye kısmının muayene memurunca tespitinin mümkün olmaması halinde, masrafları beyan sahibine ait olmak üzere gümrüğe en yakın sanayi odası veya makine mühendisleri odasına ekspertiz raporu düzenlettirilmesi ve alınacak sonuca göre yukarıda yer alan hususlar çerçevesinde gereğinin ifası gerekir.

e- Finansal Kiralama Yoluyla Geçici İthal Edilecek Eşyaya İlişkin İşlemlerin Aşağıda Yer Alan Açıklamalar Çerçevesinde Yürütülmesi Gerekir:

1. Finansal Kiralama Yoluyla Geçici İthal Edilen Eşya; 21.11.2012 tarihli 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun 21.maddesi çerçevesinde yurt dışından yapılacak finansal kiralama sözleşmeleri, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliğince tescil edilerek Ticaret Bakanlığı’na bildirildikten sonra ilgili gümrük idaresine gönderilir.

Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında geçici ithali yapılacak eşyaya ilişkin olarak ilgili gümrük idaresince geçici ithalat beyannamesinin tasdikli bir örneğinin işlemin tamamlanmasını müteakip Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği’ne gönderilmesi gerekir.

2. Finansal Kiralama Yoluyla Geçici İthal Edilen Uçaklar ve Ambulans Helikopterler;Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği tarafından finansal kiralama yoluyla geçici ithal edilecek uçaklara ilişkin finansal kiralama sözleşmesinin tescilini müteakip, Birlik tarafından tescil, ilgili firma, Ticaret Bakanlığı ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne bildirilmektedir. Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği tarafından tescil edilen finansal kiralama sözleşmesi ile buna ilişkin yazının Bakanlığımıza (Ticaret Bakanlığı’na) gönderilmesi ve söz konusu belgelerin geçici ithal işlemlerinin yapılacağı gümrük idaresine gönderilmesi sürecinde geçici ithali yapılacak uçakların sefere konulmasında gecikmeler söz konusu olabilecektir. Bu itibarla, sadece finansal kiralama yoluyla geçici ithali yapılacak uçaklarla sınırlı olmak üzere, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği’nin ilgili firmaya muhatap yazısı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün teknik uygunluk yazısı, proforma fatura ve finansal kiralama sözleşmesinin ilgili gümrük idaresine ibraz edilmesi halinde, uçaklara ilişkin geçici ithal işlemlerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Birlik tarafından sözleşme ve üst yazı Bakanlığımıza

Sayfa 6 / 9

gönderilmeyip, ilgili gümrük idaresine gönderilir. Gümrük idaresi, söz konusu belgeler ile işleme ait evrakı karşılaştırır.

Öteyandan, Finansal kiralama sözleşmelerinin herhangi bir sebeple (süre uzatımı, kiralayan şirketin değişmesi, vb.) tadil edilmesi veya ilk sözleşmede yer alan süre uzatımı opsiyonlarının kullanılması halinde, söz konusu tadil sözleşmeleri ve süre uzatımı opsiyonunun kullanıldığına dair belgeler, firmalar tarafından Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği’ne tevdi edilmektedir. Birlik tarafından dosyasına derç edilen tadiller, ilgili gümrük idaresi ve ilgili firmaya bildirilir.

Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği’nin tadil sözleşmesinin dosyasına derç edildiğine ilişkin olarak firmaya muhatap yazısının ve tadil sözleşmesinin ilgili gümrük idaresine uçağın yurtta kalma süresi içerisinde ibraz edilmesi halinde, uçağın geçici ithalat rejimi altında kalma süresinin sözleşme hükümlerine göre uzatılarak BİLGE Sistemi’nde “Rejim Bitiş Tarihi” hanesine işlenmesi gerekir. Finansal kiralama yoluyla geçici ithal edilen uçakların yurtta kalma süresinin sona ermesinden sonra süre uzatımına ilişkin belgelerin ibraz edilmesi halinde, aşılan süreye göre 4458 sayılı Gümrük Kanununun 241.maddesinin 3.fıkrasının (1), 4 üncü fıkrasının (g) bentlerine göre işlem tesis edilmesi; uçağın yurtta kalma süresinin bitiminden itibaren iki ay içerisinde gümrük idaresine herhangi bir başvuru olmaması durumunda ise, Gümrük Kanununun 238.maddesinin uygulanarak söz konusu uçağın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulması gerekmektedir.

– Özel donanımlı ambulans helikopterlerin finansal kiralama yoluyla geçici ithalatına ilişkin işlemler de bu madde kapsamında yapılır.

3. Ticari (Adi) Kiralama veya Finansal Kiralama Kapsamındaki Geçici İthalat İşlemlerinde (15) ve (91) Kodları; 4458 sayılı Gümrük Kanununun 128 ilâ 134.maddeleri ile Gümrük Yönetmeliğinin 378.maddesi çerçevesinde geçici ithaline izin verilen eşyanın yurt dışından ticari (adi) kiralama ile getirilmesi de mümkün bulunmaktadır.

Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı (TÜİK) tarafından, ticari (adi) kiralama ya da finansal kiralama yoluyla ithal edilen eşyanın gerek dış ticaret istatistiklerine gerekse ödemeler dengesi hesaplarına daha sağlıklı yansıtılmasının gerektiği; bu nedenle ticari (adi) kiralama ile ithal edilen eşyanın, kira süresi sonunda yeniden ihraç edileceği için dış ticaret istatistiklerine dahil edilmediği, ancak ödemeler dengesi hesapları için ayrı kayıt edilerek raporlandığı; beyannamenin 24 numaralı alanındaki sözleşme kodlarının finansal kiralama için “15”, ticari (adi) kiralama için “91” olarak kullanılması gerektiği; söz konusu sözleşme kodlarının doğru olarak beyan edilmemesi nedeniyle finansal kiralama ile yapılan ithalatları sağlıklı tespit etmenin mümkün olmadığı, bu nedenle zaman zaman dış ticaret değerlerinde geriye dönük düzeltmeler yapılması gerektiği; finansal kiralama yoluyla yapılan geçici ithalatta, Gümrük Yönetmeliği eki Gümrük Beyannamesi Kullanma Talimatı EK 14 kapsamında Bakanlığımız web sayfasında yer alan “İşlemin Niteliğine İlişkin Kodlar” içinde yer alan sözleşme kodlarının doğru şekilde beyan edilmesi istenilmektedir.

Bu itibarla, ticari (adi) veya finansal kiralama kapsamındaki geçici ithalat işlemlerinde, Gümrük Yönetmeliğinin eki Gümrük Beyannamesi Kullanma Talimatı Ek-14 kapsamında Bakanlığımız web sayfasında yer alan “İşlemin Niteliğine İlişkin Kodlar” içinde yer alan (15) ve (91) kodlarının doğru olarak beyan edilip edilmediği hususunda özen gösterilmesi gerekir.

B- İhracat İşlemleria) Finansal Kiralama Yoluyla Yapılacak İhracat Talepleri: Kiracı firma veya kuruluşla yapılan sözleşmenin aslı veya noter tasdikli örneği ile sözleşmenin yeminli tercümanca yapılmış olan Türkçe tercümesi ile birlikte çıkış işlemlerinin yapılacağı gümrük müdürlüğüne yapılır. Gümrük müdürlüğü tarafından onaylanan beyanname izin hükmündedir. Finansal kiralama yoluyla yapılacak ihracatta süre, Gümrük Kanununun 168 inci maddesinde belirtilen 3 yıllık süreyi aşamaz. Ancak bu süre, bitiminden önce

Sayfa 7 / 9

başvurulmak kaydıyla, ilgili gümrük müdürlüğünce finansal kiralama sözleşmesinde belirlenen süre kadar uzatılır.

– Yürürlükteki İhracat Rejimi ve Finansal Kiralama (leasing) Mevzuatı çerçevesinde kredili veya kiralama yoluyla yapılan ihracatta, ihracat bedelinin kredili satış veya kiralama sözleşmesinde belirlenen vade tarihlerini izleyen 90 gün içinde yurda getirilmesi zorunludur.

b) Ticari Kiralama Yoluyla Yapılacak İhracat Talepleri: Kiracı firma veya kuruluşla yapılan sözleşmenin aslı veya noter tasdikli örneği ile sözleşmenin yeminli tercümanca yapılmış olan Türkçe tercümesi; kiraya verilen eşyanın motorlu kara nakil vasıtası olması durumunda ise ayrıca bahse konu aracın motorlu araç tescil belgesinin bir örneği ile birlikte, çıkış işlemlerinin yapılacağı gümrük müdürlüğüne yapılır. Gümrük müdürlüğü tarafından onaylanan beyanname izin hükmündedir. Ticari kiralama konusu eşyanın mülkiyetinin kiraya verene ait olmaması durumunda, eşyanın mülkiyetinin başkasına ait olduğuna ilişkin noterde tanzim ettirilmiş muvafakatname ibraz edilir. Ticari kiralama konusu eşyanın, finansal kiralama yoluyla elde edilmiş olması durumunda, söz konusu eşyanın finansal kiralama yoluyla elde edildiğine ilişkin kiralayan ile kiraya veren arasında yapılan sözleşme ve kiralayan kişi tarafından noterden tanzim ettirilmiş muvafakatname ibraz edilir. Ticari kiralama yoluyla yapılacak ihracatta süre, Gümrük Kanununun 168.maddesinde belirtilen 3 yıllık süreyi aşamaz. Ancak bu süre, bitiminden önce başvurulmak kaydıyla, ilgili gümrük müdürlüğünce ticari kiralama sözleşmesinde belirlenen süre kadar uzatılabilir.

Ticari kiralama yoluyla geçici ihracı yapılan eşyanın devrine ilişkin izin süresi içerisinde yapılan taleplerin, devri engelleyici başka herhangi bir hususun bulunmadığının anlaşılmasını müteakip devir sözleşmesinin yanı sıra ticari kiralama yoluyla geçici ihracı yapılan eşya için çıkışta aranan belgeler de yeniden aranmak suretiyle gümrük idarelerince karşılanması mümkündür.

Gümrük idaresince devre izin verilmesi halinde, ticari kiralama yoluyla ihracı yapılan eşya için verilen geçici ihracat beyannamesine ilişkin BİLGE sistemdeki kayıtların düzeltilebilmesini (Kayıtlara devralan firmanın isim, ınvan ve vergi numarasının yazılmasını) teminen eşyayı devralan firmaya ait vergi numarasının Müsteşarlığımıza bildirilmesi gerekir.

İlgili mevzuat hükümlerine göre yurt dışına geçici ihracı yapılan malların verilen süre veya ek süre içinde yurda getirilmemesi veya bu süreler içerisinde satılması halinde satış bedelinin süre bitiminden veya kesin satış tarihinden itibaren 90 gün içinde yurda getirilmesi zorunludur. İhracat işlemlerine ait sözleşmelerde bedellerin tahsili için fiili ihraç tarihinden itibaren 180 günden fazla vade öngörülmesi durumunda, bedellerin vade bitiminden itibaren 90 gün içinde yurda getirilmesi zorunludur.

{{ Türkiye’de yerleşik kişiler tarafından gerçekleştirilen ihracat işlemlerine ilişkin bedeller, ithalatçının ödemesini müteakip doğrudan ve gecikmeksizin ihracata aracılık eden bankaya transfer edilir veya getirilir. Bedellerin yurda getirilme süresi fiili ihraç tarihinden itibaren 180 günü geçemez. İhracat bedellerinin beyan edilen Türk parası veya döviz üzerinden yurda getirilmesi esastır. Ancak, döviz üzerinden yapılacağı beyan edilen ihracat karşılığında farklı bir döviz cinsinin veya Türk parası üzerinden yapılacağı beyan edilen ihracat karşılığında döviz getirilmesi mümkündür.

– İhraç edilen malların bedelinin süresinde yurda getirilmesinden ve ihracat hesabının süresinde kapatılmasından ihracatçılar sorumludur. Alacak hakkının satın alınması suretiyle ticari riskin bankalar veya faktoring şirketlerince üstlenilmesi durumunda, ihracat bedelinin yurda getirilmesi ile ilgili sorumluları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir. İhracata aracılık eden bankalar ihracat bedellerinin yurda getirilmesini izlemekle yükümlüdür. Süresini aşarak geri getirilen, geri getirilmeyen ve kesin ihracata dönüştürülen eşya: 1) Eşyanın süresi içinde mücbir sebep belgesi ibrazı ile süre uzatımı talebi olmaksızın 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 168.maddesinin birinci fıkrasında belirtilen üç yıllık süreyi veya üç yıllık sürenin üzerinde gümrük idaresince uzatılan süre varsa bu süreyi aşarak geri getirilmesi halinde, Gümrük Kanunu’nun 241 inci

Sayfa 8 / 9

maddesinin üçüncü fıkrasının (ı) bendi uyarınca usulsüzlük cezası tatbiki ile gümrük vergileri tahsil edilerek serbest dolaşıma giriş rejimi hükümleri uygulanır. 2) Eşya, Kanunun 168 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen üç yıllık süre aşılmaksızın, ek süreler dahil verilen sürelerin aşılarak geri getirilmesi halinde, Kanunun 241 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (ı) bendi uyarınca usulsüzlük cezası tatbiki ile gümrük vergileri tahsil edilmeden serbest dolaşıma sokulur. 3) Geçici ihracat eşyasının, Kanunun 168 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen üç yıllık süre ile varsa gümrük idaresince verilen ek süreler bitiminde geri getirilmediğinin tespit edilmiş olması halinde; ihracat vergilerine tabi eşyadan bu vergiler tahsil edilir. Ancak, eşyanın daha sonra serbest dolaşıma sokulmak istenmesi halinde, birinci fıkra hükümleri uygulanır. 4) Geçici ihracat eşyasının, tabi olduğu mevzuat hükümleri uyarınca ilgili kurumunca veya gümrük idaresince verilen süre ile varsa verilen ek sürelerin veya gümrük idaresince verilen böyle bir süre yoksa Kanunun 168 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen üç yıllık süre ile varsa verilen ek sürelerin bitiminden önce, geçici ihracatın kesin ihracata dönüştürülmek istenmesi halinde, kesin ihracata ilişkin gümrük beyannamesinin düzenlenmesi ve ihracat rejimine ilişkin tüm mevzuat hükümlerine uyulmuş olması kaydıyla geçici ihracata konu eşyanın kati ihracata dönüştürülmesine izin verilerek ilgili rejim sonlandırılır. 5) Geçici ihracatın dördüncü fıkrada belirtilen sürelerin bitiminden sonra kesin ihracata dönüştürülmek istenmesi halinde dördüncü fıkra hükümleri uygulanır.}}.

Devam edecek

Kocaeli, 09.01.2026

Kerim Çoban
Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

Sayfa 9 / 9

FİNANSAL KİRALAMA İŞLEMLERİ (2)

FİNANSAL KİRALAMA SÖZLEŞMESİNDE TAFARLARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Finansal kiralama sözleşmesinde tarafların borçları, 6361 sayılı Kanun’un 24 ilâ 27’inci maddelerinde belirtilmiş olup; Kiralayan, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü bir kişiden veya bizzat kiracıdan satın aldığı veya başka suretle temin ettiği veya daha önce mülkiyetine geçirmiş bulunduğu bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere kiracıya devretmek, Kiracı da buna karşılık olarak kararlaştırılan kira bedellerini kiralayana ödemek zorundadır. Tarafların, bu temel zorunluluklar dışında finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan başka borçları da bulunmaktadır. Örneğin: Kiralayan, kiralananı temin etme borcu, ayıba karşı tekeffül (ayıbı üstlenme) borcu, zapta karşı tekeffül (zaptı önleme veya kiracının zararını karşılama) borcu, kiracının kiralanandan faydalanmasına engel olacak davranışlardan kaçınma borcu, vb. bunların başında gelmektedir. Kiracı, Kiralananı özenle ve tahsis amacına uygun olarak kullanma borcu, kiralananın bakımını yapma ve onu koruma borcu, sözleşme boyunca kiralananın hasar ve zıyaına katlanma borcu, kiralananın sigorta primlerini ödeme borcu, kiralananın zilyetliğini üçüncü kişiye devretmeme borcu, prensip olarak sözleşme sonunda kiralananı kiracıya iade etme borcu, vb. borçlar kiracının diğer borçlarından sayılmaktadır.

Finansal Kiralama (Leasing) işlemlerinde, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nda hüküm bulunmayan hallerde, Kanun’un 2/6.maddesinden hareketle, sorunun çözümü için genel hükümlere (Borçlar Kanunu’nun kira sözleşmesine ilişkin genel hükümlerine) göre işlem yapılır. Örneğin: 6361 sayılı Kanun’un 25.maddesinde de; Finansal kiralama konusu malın, kiralayanın malın imalatçısı veya satıcısı ile zamanında sözleşme yapmaması veya gerekli ödemeyi zamanında yerine getirmemesi veya kiralayanın kusur ve ihmalinden kaynaklanan diğer sebepler ile kiracıya teslim edilmemesi hâlinde 11/01/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 123, 125 ve 126’ncı madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

A- Kiralayanın Yükümlülükleri

1- Kiralayanın İlk Olarak, Kiracının Talebi Doğrultusunda Onun İhtiyacı Olan Malı Sözleşmeye Uygun Şekilde Temin Etme Ve Onun Dolaysız Zilyetliğini Kiracıya Devretme Borcu Kiralayan, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü bir kişiden veya bizzat kiracıdan satın aldığı veya başka suretle temin ettiği veya daha önce mülkiyetine geçirmiş bulunduğu bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere kiracıya devretmek zorundadır. Kiralayan, malı temin ettikten sonra onun zilyetliğini her türlü faydayı sağlamak üzere kiracıya devretmelidir. Kiralayan malı temine ilişkin sözleşme yapma borcunu kusuru ile yerine getirmezse borca aykırılık sebebiyle kiracının zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 112.maddesine göre, “Borç hiç veya gereği gibi ifade

Sayfa 1 / 8

edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” Aynı Kanun’un113.maddesine göre ise “Yapma borcu, borçlu tarafından ifa edilmediği takdirde alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir, her türlü giderim isteme hakkı saklıdır. … Alacaklı, ayrıca borca aykırı durumun ortadan kaldırılmasını veya bu konuda masrafı borçluya ait olmak üzere kendisinin yetkili kılınmasını isteyebilir”. 6361 sayılı Kanun’un 25.maddesine göre de; Finansal kiralama konusu malın, kiralayanın malın imalatçısı veya satıcısı ile zamanında sözleşme yapmaması veya gerekli ödemeyi zamanında yerine getirmemesi veya kiralayanın kusur ve ihmalinden kaynaklanan diğer sebepler ile kiracıya teslim edilmemesi hâlinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 123, 125 ve 126’ncı madde hükümleri uygulanır.

Kiralananın hasara uğramasından doğan sorumluluk; Hasar, sözleşme konusunun tarafların sorumlu olmadığı bir sebepten ötürü telef olması veya değerinin azalmasıdır. TBK, yarar ve hasarın alıcıya geçmesi için sözleşmenin kurulmasını yeterli görmemekte, taşınırlarda zilyetliğin devrini, taşınmazlarda ise tapu siciline tescili aramakta ve bu andan itibaren yarar ve hasarın alıcıya geçtiğini belirtmektedir (Türk Borçlar Kanunu “TBK”  208/1.madde). 6361 sayılı Kanun’un 24/5.maddesi’nde, malın sözleşme süresindeki hasar ve zıyaına kiracının katlanacağı belirtilmekte ise de sözleşmeye konu mal veya eşyanın kiracıya teslim edilmeden, henüz ortada temin edilmiş bir mal yokken sırf finansal kiralama sözleşmesinin kurulmuş olması nedeniyle, kiracının hasardan doğan sorumluluğunu başlatmak doğru değildir. 6361 sayılı Kanun’un 24/5.maddesi dikkate alındığında, satıcının usulüne uygun ifası ile sorumluluğun kiracıya geçtiğinin kabulü gerekmektedir. Bunun sebebi, malın temin edilmesinden önce de finansal kiralama sözleşmesinin yürürlükte olması ve sözleşme boyunca hasardan doğan sorumluluğun kiracıya ait olmasıdır. Hükmün emredici olmaması sebebiyle taraflarca Kanun’nu 24/5maddesinin aksinin kararlaştırılması da mümkündür. Finansal kiralama sözleşmesinden önce malın kiralayan tarafından temin edilmesi halinde, hasardan sorumluluk konusunda 6361 sayılı Kanun’un 2/6.maddesinden hareketle TBK’un 136 ve 208.maddeleri kapsamında işlem yapılması gerekir.

2- Kiralananın Zilyetliğini Her Türlü Faydayı Sağlamak Üzere Kiracıya Devretme Borcu

Finansal kiralamada kiralayanın, kiralanan mal veya eşyanın zilyetliğini her türlü faydayı sağlamak üzere kiracıya devretmesi asli bir borçtur. Bu devrin her türlü faydayı sağlama yetkisini de içermesi gerekmektedir. Dolayısıyla zilyetliğin her türlü faydalı sağlamak üzere kiracıya devri kiracı açısından olmazsa olmaz niteliktedir. Kiralayan, zilyetliği devir borcu kapsamında öncelikle malı temin etmeli ve sonrasında onun dolaysız zilyetliğini kiracıya devretmelidir (6361 sayılı Kanun’un 18, 24, 25.maddeleri). Tarafların finansal kiralama sözleşmesinden doğan borçlarında zamanaşımı konusunda 6361 sayılı Kanun’da hüküm bulunmadığı için TBK’nun 146.maddesindeki genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir. Yargıtay da aynı görüştedir.

3- Ayıba Karşı Tekeffül (Ayıbı Üstlenme) Borcu Finansal kiralama sözleşmesinde malın ayıplı olmasından hem kiracı hem de kiralayan zarar görmektedir. Satıcının kiracıya ayıplı mal teslim etmesi halinde, kiracı maldan beklediği menfaati tam olarak elde edemeyecek ve kiracının kira bedellerini ödemesi zorlaşacaktır. Bu durumdan kiracının yanında kiralayan da zarar görecektir. Kiralayan, kiracının kira bedelini ödememesi ihtimaline karşı malın ayıplı olması yüzünden eksik bir teminata sahip olacaktır. Bunun yanında prensip olarak sözleşme sonunda mal kiralayana teslim edileceğinden, malın ayıplı olmasından doğan değer eksikliği de yine kiralayanın aleyhine olacaktır. Ayıba karşı tekeffül borcunun kapsamını belirlerken 6361 sayılı Kanun’un 24/6.maddesinden hareketle aynı Kanun’un 2/6.maddesi gereğince genel hükümlere gidilmesi gerekir. Örneğin, TBK’nın satım sözleşmesine ilişkin 219.maddesinden [“Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin

Sayfa 2 / 8

satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen, niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.”] ve 304 ve 305.maddelerinden faydalanılmalıdır. Doktrinde yer alan bir çözüm önerisine göre; kiralayan, satılan üzerindeki ayıba karşı tekeffül borcundan doğan haklarını kiracıya devrederse kiracının mağduriyeti önlenebilir. 6361 sayılı Kanun’un 24/6.maddesine göre; Kiracının seçimi ve talebi üzerine üçüncü kişiden sağlanan malın ayıplı olmasından kiralayan sorumlu tutulamaz. Aynı hüküm, malın bizzat kiracıdan sağlanması hâlinde de uygulanır. Ancak, Kanun’un 24/6maddesi emredici nitelikte olmayıp tarafların aksine bir düzenleme kararlaştırması mümkündür. Ayrıca, malın finansal kiralama sözleşmesinden önce temin edildiği, yani kiralayanın hâlihazırda maliki olduğu malı kiraladığı türde ayıba karşı tekeffül borcu kiralayana aittir.

Bilindiği üzere borç; sözleşmeden, haksız fiilden ya da sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanmaktadır. Ayıba karşı tekeffül borcunun ileri sürülebilmesi için geçerli bir finansal kiralama sözleşmesi olması, söz konusu sözleşmenin geçersiz ya da yokluk ile sakat olması ihtimalinde sözleşmeden doğan bir borçtan da bahsedilemez. Kiralanan, ayıplı olmalı ve ayıp sözleşmenin geçerli olduğu dönemde mevcut olmalı ve bu yüzden sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişsiz olmalı, kiracı kiralananı gözden geçirmeli ve ayıp bildiriminde bulunmuş olmalı, ayıp kiracıdan kaynaklanan bir sebeple ortaya çıkmış olmamalı (Kiracının TBK’nun 318.maddesine “Kiralananı özenle kullanma borcu”na aykırı davranmışsa, kiralayanın sorumluluğu ortadan kalkar.), borçtan sorumluluk finansal kiralama sözleşmesi ile sınırlandırılmış veya kaldırılmış olmamalıdır.

4- Zapta Karşı Tekeffül (Zaptı Önleme, Zaptan Kaynaklanan Zararı Karşılama) Borcu

Zapta karşı tekeffül borcu; Kiralayanın, kiralanan malı her türlü faydayı elde etmek üzere kiracının kullanımına sunma ve sözleşme boyunca o halde bulundurma borcu ile bağlantılı olup, kiracının maldan başkaları tarafından rahatsız edilmeden yararlanma hakkı da bu borcun kapsamına dâhildir. Finansal kiralama sözleşmesinde kiracı için ideal olan, maldan en yüksek verimi alabilmektir. Üçüncü kişinin kiralanan üzerinde üstün bir hak iddiası mevcut iken kiralayanın borcunu yerine getirmesi mümkün değildir. Zapta karşı tekeffül borcu 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nda düzenlenmemiş olup, kiracının korunması için kira sözleşmesine ilişkin genel hükümlerin kıyasen uygulanması yoluyla Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 309 ilâ 312.maddeleri hükümlerine göre işlem yapılması gerekir. Borçlar Kanunu’nun 309.maddesine göre: Üçüncü kişinin kiralananda kiracının hakkıyla bağdaşmayan bir hak ileri sürmesi durumunda kiraya veren, kiracının bildirimi üzerine davayı üstlenmek ve kiracının uğradığı her türlü zararı gidermekle/ödemekle yükümlüdür.

Kiralayanın, zapta karşı tekeffül borcundan sorumlu tutulabilmesi için; Üçüncü kişinin kiracıya karşı finansal kiralama sözleşmesinden önce kiralanan üzerinde sahip olduğu üstün bir hakkını ileri sürmesi, ileri sürülen üstün hakkın kiralanana ilişkin olması, ileri sürülen bu hak ile kiracının finansal kiralama sözleşmesinden doğan alacak hakkının bağdaşmaması (Üçüncü kişinin ileri sürdüğü üstün hak ile kiracının hakkı bağdaşır nitelikte ise zapt gündeme gelmeyecektir.), kiracının finansal kiralama sözleşmesi kurulduğu sırada bu üstün haktan haberdar olmaması, üçüncü kişinin üstün hakkını dava yoluyla ileri sürmesi ve kiracının açılan davayı kiralayana bildirmesi şartlarının sağlanması gerekir. Kiralayanın zapta karşı tekeffül borcundan sorumlu olduğu durumlarda, davayı üstlenmesi ve varsa kiracının zararını karşılaması gerekmektedir.

Sayfa 3 / 8

5-Kiracının Kiralanandan Faydalanmasına Engel Olacak Davranışlardan Kaçınma Borcu

6361 sayılı Kanun’un 24/1.maddesine göre; Finansal kiralama sözleşmesinde kiracı, sözleşme boyunca malın zilyedi olup maldan sözleşmenin amacına uygun olarak her türlü faydayı elde etme hakkına sahip olup, kiracıya bu hakkı sağlamak ise kiralayanın borcudur. Kiralayan, bizzat kendisinin sebep olduğu engellerin yanında başkasının sebep olduğu fakat, kendisinin engelleme imkânı bulunmasına rağmen engellemediği durumlarda da sorumlu sayılmalıdır. Finansal kiralama sözleşmesinde kiralananın gerçek maliki kiralayan, ekonomik maliki ise kiracıdır. Kiralayanın, mal üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi, malın teminat işlevinin gerektirdiği ölçü ile sınırlıdır. Kiralananın sözleşme kurulduktan sonra üçüncü kişiye devri bir hukuki sebebe dayanmaktadır. Bu hukuki sebep; satım, bağışlama, mal değişim (trampa), kat karşılığı inşaat, ölünceye kadar bakma sözleşmesi, vasiyetname gibi iradi yollarla olabileceği gibi cebri icra yoluyla irade dışı da olabilmektedir. 6361 sayılı Kanun’un 27.maddesine göre; “Sözleşmede aksi öngörülmemişse kiralayan, malın mülkiyetini üçüncü bir kişiye devredemez. Sözleşmede bu yetkinin tanınması hâlinde devir, ancak başka bir kiralayana yapılabilir. Devralan, sözleşme hükümlerine uymak zorundadır. Devrin kiracıya karşı geçerli olması onun haberdar edilmesine bağlıdır.” Maddeye bakıldığında hükmün emredici olmadığı, taraflarca kanuni düzenlemenin aksinin kararlaştırılması halinde kiralayanın, malın mülkiyetini üçüncü kişiye devredebileceği görülmektedir. Kiralananın devri aynı zamanda finansal kiralama sözleşmesinin devri anlamına gelmektedir. Maddede kiralananın yeni malikinin finansal kiralama sözleşmesi hükümlerine uymak zorunda olduğu belirtilmiştir.  6361 sayılı Kanun’un 3/1-d.maddesine göre; Malın devredilebileceği üçüncü kişi sadece kiralayan sıfatına sahip kişiler olan katılım bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları ile finansal kiralama şirketleridir. Bunların dışındaki kişilere yapılan devirler geçersizdir.

– Kiralananın mülkiyetinin devrine ilişkin olarak öncelikle 6361 sayılı Kanun’un 27.maddesinin uygulanması, bu madde dışında gereken hallerde de genel hüküm olan Türk Borçlar Kanunu’nun 310.maddesinin “Sözleşmenin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir sebeple el değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur. Kamulaştırmaya ilişkin hükümler saklıdır.” Uygulanması gerekir.Bahse konu madde/hüküm ile kiracı, yeni malikin kira ilişkisi devam ederken sahip olduğu üstün hakkına (mülkiyet hakkına) karşı korunmaktadır. Devir sebebiyle kiracıdan kiralananı iade etmesi istenemez. 310.madde de bahsedilen “El değiştirme” ifadesi cebri icra veya iflas yoluyla takibe ilişkin mülkiyet değişikliklerini de kapsamaktadır. 6361 sayılı Kanun’un “Kiralayanın İflası veya İcra Takibine Uğraması” başlıklı 29.maddesinde de aynen “(1) Kiralayanın iflası hâlinde sözleşme, kararlaştırılan sürenin sonuna kadar iflas masasına karşı geçerliliğini sürdürür. (2) Kiralayan aleyhine icra yoluyla takip yapılması hâlinde finansal kiralama konusu mallar sözleşme süresi içinde haczedilemez.” şeklinde, finansal kiralama konusu malın kiralayanın borcundan dolayı haczedilemeyeceği düzenlenmiştir. Malın gerçek maliki kiralayan olmasına rağmen kanun koyucu burada kiracının ekonomik maliki olduğu malın haczedilemeyeceğini belirterek kiralayanın alacaklıları karşısında kiracıyı koruma yoluna gitmiştir. Kiralananın el değiştirmesine ilişkin yukarıda yapılan açıklamalar kiralanan üzerinde üçüncü kişi lehine sınırlı ayni hak kurulması hali için de büyük oranda geçerlidir. Çünkü TBK 311.maddesi, “Sözleşmenin kurulmasından sonra üçüncü bir kişi, kiralanan üzerinde kiracının hakkını etkileyen bir ayni hak sahibi olursa, kiralananın el değiştirmesiyle ilgili hükümler kıyas yoluyla uygulanır.” hükmünü içermektedir.

– Kiralananın kamulaştırılması veya kiralanan üzerinde kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı kurulması halinde (Finansal kiralama sözleşmesinin durumdan nasıl etkileneceği konusunda 6361 sayılı Kanun’da hüküm bulunmadığı için);Aynı Kanun’un 2/6.maddesi gereği TBK’nun başta 310/2.maddesi olmak üzere ilgili hükümlerin uygulanması gerekir. Finansal kiralamaya konu edilen malın kamulaştırılması mümkündür. Bu durumda sözleşmenin kusursuz olarak imkânsız hale geldiği kabul edilmektedir. Böyle bir durumda borçlunun sorumlu olmadığı bir imkânsızlık söz konusudur. Bu şartlarda kiralayanın borcu sona erecektir (TBK 136.maddesi). Fakat kiralayan malın kamulaştırılacağını bilmesine rağmen bunu gizlediyse tazminatla sorumlu tutulmalıdır. Kamulaştırma, idarenin malı mülkiyetine geçirmesi dışında mal üzerinde irtifak kurması şeklinde de olabilmektedir.Kamulaştırma: Devlet ve kamu tüzel kişilerinin, kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılığını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz bir malın tamamına veya bir kısmına, kanunda

Sayfa 4 / 8

gösterilen esas ve usullere göre zorla el atılmasıdır/el konulmasıdır. Burada belli bir taşınmaz üzerindeki özel mülkiyet kaldırılarak, taşınmaz sonradan kamu yararına tahsis edilmek üzere idarenin malları arasına dâhil edilmektedir (T.C. 1982 Anayasası 46.madde).

İrtifak hakkı: Bir eşya veya nesne üzerinde hak sahibine o eşyadan faydalanma yetkisi veren ayni bir haktır.

6- Kiralayanın Diğer Yükümlülükleri

Finansal kiralama sözleşmesinde sözleşme boyunca malın ekonomik maliki kiracı, gerçek maliki ise kiralayandır. Mal sahibi olan kiralayanın, sırf mala sahip olması sebebiyle bazı yükümlülüklere katlanması gerekmektedir. Bunlar malın kullanılmasından değil, mala sahip olmaktan kaynaklanan yükümlülüklerdir. Bu yükümlülükler konusunda 6361 sayılı Kanun’da bir hüküm bulunmadığından, durumun Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun kira hükümlerine ilişkin hükümleriyle açıklığa kavuşturulması gerekir. TBK’nın 302.maddesine göre, “Kiralananla ilgili zorunlu sigorta, vergi ve benzeri yükümlülüklere, aksi kararlaştırılmamış veya kanunda öngörülmemiş ise, kiraya veren katlanır.” Konuya ilişkin olarak emlak vergisi, motorlu taşıtlar vergisi ve zorunlu deprem sigortası örnek olarak verilebilir. Bu giderler büyük oranda kiralayan sıfatıyla değil, malik sıfatıyla bağlantılıdır. Su parası, temizlik parası gibi kiralananın kullanımı ile ilgili olan giderler madde kapsamına girmemekte olup bunlar kural olarak kiracıya aittir. Hüküm emredici olmayıp, tarafların hükmün aksini kararlaştırması mümkündür. Bunun dışında kamunun kiracıyı vergi mükellefi olarak belirlediği kimi haller de mevcuttur. Çevre temizlik vergisi ve zorunlu trafik sigortası buna örnektir.

Kiralayanın yan giderlere katlanma borcu ise TBK’nun 303.maddesinde düzenlenmiş olup, “Kiraya veren, kiralananın kullanımıyla ilgili olmak üzere, kendisi veya üçüncü kişi tarafından yapılan yan giderlere katlanmakla yükümlüdür”. 6361 sayılı Kanun’un 24/3.maddesine göre; Kiracı, kural olarak malın her türlü bakımından ve korunmasından sorumlu olup, bakım ve onarım masrafları kiracıya aittir. Yine aynı Kanun’un 24/4.maddesine göre,  kiralama konusu malın sigorta primleri kiracı tarafından ödenir. TBK’nun 317.maddesine göre; “Kiracı, kiralananın olağan kullanımı için gerekli temizlik ve bakım giderlerini ödemekle yükümlüdür. Bu konuda yerel âdete de bakılır”. 6361 sayılı Kanun 24/3.maddesinende düzenlenen bakım ve onarım masrafları, TBK 341.maddesinde düzenlenen kiracının kiralananı kullanmasından doğan genel masraflar ve TBK’nın 317.maddesinde düzenlenen olağan temizlik ve bakım giderleri TBK’nun 303.maddesi kapsamına dâhil değildir. TBK’nun 303.maddesi, olağan kullanım giderlerini aşan harcamalar olarak anlaşılması gerekmektedir. Çatı onarımı, kalorifer kazanının yenilenmesi, siteye artezyen kuyusu açılması, dış sıva, bahçe düzenlemesi gibi kalemler yan gider olarak ilgili madde kapsamında değerlendirilmelidir. Ayrıca yan giderlere kiracı yol açmış olmamalıdır.

B- Kiracının Borçları/ Yükümlülükleri

1- Finansal Kiralama Bedelini Ödeme Borcu Finansal kiralama sözleşmesinde kiracının asli borcu, kararlaştırılan kira bedellerini ödemektir. Kira bedeli sözleşmenin ana unsurlarından biridir. Bu husus, 6361 sayılı Kanun’un 18 ve 20.maddesinde açıkça belirtilmiştir. Finansal kiralama sözleşmesi iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olup; Kiracının kira bedeli ödeme borcu, kiralayanın malı her türlü faydayı sağlamak üzere kiracının kullanımına tahsis etme borcunun karşılığını teşkil etmektedir. 6361 sayılı Kanun’un 20.maddesine göre; Finansal kiralama bedeli ve ödeme dönemleri taraflarca serbestçe belirlenebilir. Sözleşmede açıkça belirtilmek kaydıyla sözleşme konusu mal henüz imal edilmemiş veya kiracıya teslim edilmemiş olsa dahi, sözleşme tarihinden başlamak üzere kira bedelleri tahsil edilebilir. Sözleşmede aksi bir hüküm belirtilmediği sürece, sözleşme konusu malın sözleşme tarihinden itibaren iki yıl içinde kiracıya teslim edilmesi zorunludur. Finansal kiralama bedelinin

Sayfa 5 / 8

mutlaka para şeklinde kararlaştırılması gerekmektedir. Finansal kiralama sözleşmesinde kira bedelleri para olarak kararlaştırılmadıysa, ortada finansal kiralama sözleşmesinin bulunduğundan bahsedilemez.

– Kira bedeli hususunda taraflar arasında sözleşmede belirlenen bedelin geçerli ve bağlayıcı olması esastır. Ancak, kimi zaman bu esastan sapmalar olabilmektedir. Özellikle döviz cinsi borçlanmalarda kur dalgalanması sebebiyle kimi zaman borçlunun durumu ağırlaşabilmekte, borçlu açısından aşırı ifa güçlüğü doğabilmektedir. Bu durumda Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 138.maddesi “Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.”ile borçluya; hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün değilse sözleşmeden dönme hakkı tanınmıştır. Burada açılacak olan dava uyarlama davasıdır. Ancak sözleşmenin uyarlanmasını talep hakkı, yenilik doğurucu bir hak olduğundan sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek irade beyanı ile kullanılması mümkündür. Hakkın ileri sürülmesi için illa da davanın açılması gerekmez. Genel hüküm niteliğindeki TBK’nun 138.maddesinin, finansal kiralama bedelleri bakımından da uygulanması mümkündür.

Kira bedelleri konusunda sözleşmenin değişen koşullara uyarlanabilmesi için aşağıdaki şartların varlığı gerekir. Bu şartlar; Finansal kiralama sözleşmesi kurulduktan sonra olağanüstü bir durum (Örneğin: Sel, deprem, aşırı kuraklık, salgın hastalık gibi doğal afetler. Savaş, ihtilal, grev, lokavt gibi toplumsal olaylar. Yüksek enflasyon, devalüasyon, borsada ciddi düşme, bankalar ve özel finans kurumlarının iflası, kriz gibi ekonomik olaylar) ortaya çıkmalıdır,olağanüstü durumun sözleşmeye etkisi taraflarca öngörülmemiş veya öngörülmesi beklenmemiş olmalıdır, olağanüstü durum, uyarlama talep edenden kaynaklanmış olmamalıdır, borçlunun borcunu ifası aşırı ölçüde güçleşmiş olmalıdır, borçlunun borcunu ifa etmesini beklemek dürüstlük kuralına aykırı olmalıdır, borçlu borcunu ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır, kiracı uyarlama/ayarlama hakkından feragat etmemiş olmalıdır.

2- Kiralananı Özenle ve Tahsis Amacına Uygun Kullanma Borcu

Kiracı, malı özenle ve tahsis amacına uygun şekilde kullanmalıdır. Kiralayanın sözleşmeden doğan menfaati kira bedellerinden elde edeceği kâr ile malın sözleşme sonunda ona iade edildiği hallerde hurda bedeli olmaktadır. Kiracının kiralananı özenle ve sözleşmenin amacına uygun olarak kullanma borcunun ihlalinin hem kiracı hem de kiralayan açısından olumsuz sonuçları vardır. Malın gerçek malikinin kiralayan olması sebebiyle kiracı malı kullanırken hakları sınırsız değildir. Malın özenle kullanılmaması sonucunda malda meydana gelecek değer kaybından kiracı sorumludur. Kiracı her ne kadar 6361 sayılı Kanun’un 24.maddesinin 1.fıkrası gereği, sözleşmenin amacına uygun olarak söz konusu maldan her türlü faydayı sağlama yetkisine sahip olsa da, aynı maddenin 2.fıkrasına göre de, “Kiracı, finansal kiralama konusu malı sözleşmede öngörülen şart ve hükümlere göre itinayla kullanmak zorundadır”. Benzer bir düzenleme de TBK’nun 316.maddesinde mevcuttur. Özenle kullanma borcunun kapsamına ilk olarak, kiracının kiralanana zarar verici davranışlardan kaçınma borcunun girdiği söylenebilir. Kiracının olağan kullanımı aşar şekilde kiralananın özünü değiştirmesi, değerini azaltması, varlığını tehlikeye sokması, üzerinde etkisi sözleşme sonunda sürecek değişiklik yapması sonucunu doğuracak davranışlarda bulunması ve ona zarar vermesi yasaktır. Finansal kiralamaya konu mal veya eşyanın, sözleşme (tahsis) amacına uygun kullanılıp kullanılmadığının tespiti için öncelikle malın sözleşmedeki tahsis amacına bakılmalıdır. Örneğin, finansal kiralama yoluyla kiralanan bir yolcu uçağının kargo uçağı olarak kullanılması, araç üstü gıda tankerinin gıda dışı yük taşımasında kullanılması, dershane olarak kiralanan taşınmazın otel olarak kullanılması borca aykırılık teşkil edecektir. Ancak sözleşmede kiralananın kullanım şeklinin kiracıya bırakıldığı hallerde kiracı, malı olağan kullanım amacı ile bağdaştığı ölçüde istediği şekilde kullanabilecektir.

Sayfa 6 / 8

Kiracının malı özenle ve tahsis amacına uygun kullanma borcuna aykırı davranmasının iki sonucu vardır. Birincisi, kiralayanın sözleşmeyi feshedebilmesi, ikincisi de kiralayanın borca aykırı davranıştan kaynaklanan zararının tazmin edilmesidir. 6361 sayılı Kanun’un 31/2.maddesine göre, “Taraflardan birinin sözleşmeye aykırı harekette bulunduğu hâllerde, bu aykırılık nedeniyle diğer tarafın sözleşmeyi devam ettirmesinin beklenemeyeceği durumlarda sözleşme feshedilebilir.Borca aykırılık sebebiyle sözleşmeye devam etmek, kiralayan açısından çekilmez bir hal almışsa kiralayan sözleşmeyi feshedebilir. Kiralananın olağan kullanımına bağlı eskime ve yıpranmasını aşan kısım zarar teşkil etmekte olup, bu zararın kiracı tarafından tazmini gerekmektedir. Olağanı aşan kullanım sonucunda mal ve/veya eşyada meydana gelen değer düşümünden de kiracı kiralayana karşı bizzat sorumlu olacaktır.

3- Kiralananın Bakımını Yapma ve Onu Koruma Borcu

6361 sayılı Kanun’un 24/3.maddesine göre, “Sözleşmede aksine hüküm yok ise kiracı, malın her türlü bakımından ve korunmasından sorumlu olup, bakım ve onarım masrafları kiracıya aittir.” Hükmüyle, finansal kiralamaya konu malın bakımını yapma, onu koruma ve bu kapsamda doğacak masraflara katlanma borcu kiracıya yüklenmiş olup, aksinin kararlaştırılması mümkün kılınmıştır. Tarafların borcu tamamen kiralayana yüklemesi veya kiracı ile kiralayan arasında paylaştırması da mümkündür. Kiracının malı, olağan yıpranmalar dışında kendisine teslim edildiği şekilde bulundurma borcu bulunmaktadır. Bu kapsamda kiracı kiralananın olağan temizliğini ve bakımlarını yaptırmalı; ayrıca onu hırsızlığa, yangına karşı korumalıdır. Yasada, kiralananın bakımı ve korunması için gerekli olan masraflara katlanma borcu bakımından herhangi bir sınırlandırmaya gidilmeksizin her türlü masraftan kiracının sorumlu olacağı ifade edilmiştir. TBK’nun 317.maddesine göre kiracı, kiralananın sadece olağan temizlik ve bakım giderlerinden sorumlu iken, 6361 sayılı Kanun’da olağan-olağanüstü masraf ayrımı gözetilmeksizin her türlü bakım ve onarım masrafı kiracıya aittir.

Finansal kiralama sözleşmesine konu olan bir mal veya nesnenin (menkul veya gayri menkulün) bakım noksanlığı sebebiyle üçüncü kişilere verdiği zarardan ilk etapta malı kullanan kiracının sorumlu tutulması gerekmekte ise de; Kiralayan, yapı maliki olmasından dolayı TBK’nun 69/2.maddesi “Birden çok kişi aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” Gereği, kiracı ise kiralananın bakımından sorumlu olması sebebiyle 6361 sayılı Kanun’un 24/3.maddesi gereği üçüncü kişinin uğradığı zarardan müteselsilen sorumlu tutulmalıdır. Örneğin: Finansal kiralamaya konu bir binanın çatısındaki karların ya da buz sarkıtlarının temizlenmemesi sonucunda aşağı düşerek üçüncü kişiye zarar vermesi halinde, üçüncü kişi hem kiralayana hem de kiracıya karşı dava açılabilecektir. Fakat burada asıl sorumlunun kiracı olması sebebiyle kiralayan, üçüncü kişinin zararını giderdiği ölçüde kiracıya rücu edebilecektir. Araç işletenin sorumluluğu bakımından ise konu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85 ve müteakip maddelerinde düzenlenmiştir. Aracın uzun süreli kiralanması halinde kiracı işletendir. Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, işleten (kiracı) bu zarardan sorumludur (2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3, 85/1 maddesi, 6361 sayılı Kanun’un 24/3.maddesi).

4-Kiralananın Sözleşme Süresindeki Hasar Ve Zıyaına Katlanma Borcu 6361 sayılı Kanun’un 24/3.maddesi’ne göre, “Malın sözleşme süresi içinde hasar ve zıyaı sorumluluğu kiracıya aittir. Bu sorumluluk ödenen sigorta miktarının karşılanmayan kısmı ile sınırlıdır ve aşan kısım kiracı tarafından karşılanmak zorundadır.” Burada finansal kiralama sözleşmesinin kurulmasından sözleşmenin sona ermesine kadar, malda tarafların kusuru olmaksızın meydana gelen hasar ve ziya halindeki sorumluluk düzenlenmektedir. Buradaki sorumluluk, malın usulüne uygun olarak kiracıya teslim edildiği andan itibaren başlatılmaktadır. TBK m. 136/2 şöyledir: “Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını

Sayfa 7 / 8

kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır.”

– Sözleşme süresi içerisinde malın tarafların kusuru olmaksızın hasar ve zıyaa uğraması halinde kiracı maldan her türlü faydayı elde edemese veya elde etmesi zorlaşsa dahi, kira bedelini sözleşme sonuna kadar ödemek zorundadır. Dikkat çekilmesi gereken bir başka husus: 6361 sayılı Kanun’un 24/5.maddesinin, sadece kiralananın sözleşmeye ve usulüne uygun olarak kiracıya teslim edilmesi halinde uygulanacağıdır. Aksi halde, istisna halinin şartları sağlanmadığı için TBK’nun 136/2.maddesindeki genel kural uygulanacak ve kiralayan malın hasar ve zıyaından sorumlu olmaya devam edecektir. Satım sözleşmesinin kurulduğu fakat finansal kiralama sözleşmesinin kurulmadığı dönemde kiracının hasar ve zıyadan sorumlu olmadığı açıktır. Kiralanan, kiracının kusuru ile hasar veya zıyaa uğrarsa, kiracının sorumluluğu TBK’nun 112 ve diğer ilgili maddeleri kapsamında belirlenecek, bununla birlikte kiracı kira bedelini ödemede temerrüde düşerse de, kiralananda kazara meydana gelecek zarardan TBK’nun 119.maddesi gereği sorumlu olacaktır.

5- Kiralananın Sigorta Primlerini Ödeme Borcu

6361 sayılı Kanun’un 24/4.maddesine göre, “Kiralama konusu malın sigorta ettirilmesi zorunludur. Malın kimin tarafından sigorta ettirileceği sözleşmede gösterilir. Sigorta primleri kiracı tarafından ödenir.” Görüldüğü üzerekanun koyucu, sigorta primlerinin ödeme yükümlüsünün kiracı olduğunu belirtmesine karşı, sigortayı hangi tarafın yaptıracağı konusunu taraflara bırakmıştır. Uygulamada malı sigorta ettiren taraf genellikle kiralayan olmaktadır. Buna karşılık primleri ödeme borcu kiracıya aittir. Sigortayı hangi tarafın yaptıracağı sözleşmede kararlaştırılacaktır. İlgili kanun maddesinde sigorta yaptırılmasının zorunlu olduğu belirtilmesine karşın, sigortanın kapsamı hakkında herhangi bir düzenleme getirilmemiş olup, yaptırılacak sigortanın kapsam olarak en azından malın olağan rizikolara karşı korunmasını sağlaması gerekir.

– TBK’nun 302.maddesine göre, zorunlu sigortaları yaptırmaktan kiraya veren sorumlu tutulduğu halde, 6361 sayılı Kanun’daki hüküm gereğince malın sigortalanmasında baskın menfaat malın maliki olan kiralayana ait ise yükümlülüğün kiralayana ait olduğu, aksi takdirde kiracıya ait olduğu söylenebilir. Finansal kiralamaya, finansal kiralama sözleşmesine konu olan bir eşyanın (menkul veya gayrimenkulün) sigorta yaptırılmasında yükümlülük önceliği kanaatimce kiracıdadır. Kiralayan, malın maliki olması sebebiyle zaten bir teminata sahip durumdadır. Bu sebeplerle sigorta yapılması daha çok kiracının lehine olup sigorta yaptırma yükümlüsü de kiracıdır.

5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 15.maddesine göre; Türkiye’de yerleşik kişilerin, Türkiye’deki sigortalanabilir menfaatlerini, Türkiye’de faaliyette bulunan sigorta şirketlerine ve Türkiye’de yaptırmak zorunda oldukları ancak, uçak, gemi, helikopter, tekne vb. ulaşım araçlarının yurt dışından finansal kiralama yolu ile getirilmeleri durumunda ilgili sigortalatma işlemi, finansal kiralama sözleşmesi süresi ile sınırlı olarak Türkiye veya yurt dışından her hangi birisinde sigorta yaptırılabilecektir.

Devam edecek

Kocaeli, 09.01.2026

Kerim Çoban
Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

Sayfa 8 / 8

© Çoban Gümrük Denetim Danışmanlık. Tüm Hakları Saklıdır. Powered by Maple Yazılım.