08.12.2025
Konuya İlişkin Mevzuat Hükümleri Değerlendirilmesi:
– “1- Gümrük idareleri, beyanın doğruluğunu araştırmak üzere;
a) Beyanname ile ilgili ve beyannameye ekli belgeleri kontrol edebilir ve beyannamenin içerdiği bilgilerin doğruluğunu araştırmak amacı ile beyan sahibinden diğer belgeleri de vermesini isteyebilir,
b) Eşyayı muayene edebilir ve ayrıntılı muayene veya tahlil amacıyla numune alabilirler.
2- Beyanname kapsamı eşyanın muayene edilmesi halinde, muayene sonuçları, muayene edilmemesi halinde ise, beyannamede yer alan bilgiler, eşyanın tabi olduğu gümrük rejimi hükümlerinin uygulanmasında esas alınır…” şeklinde düzenleme ile idarenin sorumlulukları belirlenmiştir.
– Gümrük yükümlüsünün eşyanın gümrük beyanını yapması yeterlidir.
– “Belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde eşyanın bir gümrük rejimine tabi tutulması talebinde bulunulmasını ifade eder.” şeklinde tarif edilmiştir. Mükellefin gümrüğe ilgili rejimi beyan etmesi kanun hükmüne göre yeterlidir.
Gümrük vergilerinin üzerinden hesaplandığı unsurlar olan, kıymeti, miktarı, menşei ve gümrük istatistik pozisyonunu gümrük idaresine doğru beyan etmesi serbest dolaşıma giriş beyannamesini veya ihracat beyannamesini tescil ettirmesi yeterlidir. Kanunla yükümlüye, vergilerin de hesaplanması ve dış ticaret mevzuatı ile diğer mevzuat hükümleri bakımından yapılacak işlemleri yürütmekle ilgili bir yükümlülük verilmemiştir.
Bu yükümlülük, “1) Beyanın kontrolü ile görevli memurlar, gümrük vergileri ile gümrük idaresince tahakkuku gereken diğer vergileri tahakkuk ettirmek veya muaflık hükümlerini uygulamak, gümrük mevzuatı, dış ticaret mevzuatı ile diğer mevzuat hükümleri bakımından yapılacak işlemleri yürütmekle görevlidirler. …” Hükmüne göre, muayene memuruna aittir.
2) Beyannameyi kontrol edenler ile ikinci muayeneyi yapanlar yaptıkları kontrol ve muayeneden gümrük vergilerinin hesaplanmasından veya doğruluğunun kontrolünden ya da muafiyet hükümlerinin uygulanmasından sorumludurlar. …
– 1) Belge kontrolünde, kontrol ile görevlendirilen memur, beyannamedeki bilgileri ve eklerini inceler; tarife, kıymet, miktar, yasaklayıcı ve kısıtlayıcı önlemler söz konusu ise, buna ilişkin belge kontrollerini de yaptıktan sonra uygun bulursa, bu hususu beyanname üzerinde gösterir ve bilgisayar sisteminde onay verir. Yapılan kontrol sonucu sisteme kaydedilir.
2) Beyanın kontrolü ile görevlendirilen memur, yaptığı inceleme sırasında beyanname ve ekli belgeler arasında ciddi bir farklılık tespit eder ve muayenenin yapılmasını gerekli görür ise sistem tarafından kendisine havale edilen tarih ve saat itibariyle en geç yirmidört saat içinde bu hususu idare amirine bildirir. Muayenenin idare amirince uygun görülmesi halinde, ilgili amir beyannameyi muayene ile görevli memura havale eder ve işlemler bu memur tarafından sonuçlandırılır. Muayenenin idare amirince uygun görülmemesi halinde ise, beyanın kontrolü için önceden görevlendirilen memur tarafından işlemlere kaldığı yerden devam edilir.
Konuya ilişkin, Danıştay 7. Dairesinin 14.04.2009 tarihli, E. 2007/2448, K. 2009/1929 sayılı kararı ile; “… gümrük vergilerinin Gümrük Kanununun 195.maddesinin 1.fıkrası hükmünde, Gümrük İdaresi tarafından gerekli bilgiler kullanılarak tahakkuk ettirileceği belirtilmiş; aynı Kanunun 15.maddesinin 1.fıkrasında ise, anılan vergilerin, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihte yürürlükte olan gümrük tarifesine göre hesaplanacağı öngörüldükten sonra, 7.fıkrasında da, aynı maddenin 3.fıkrasının (c) bendinde, gümrük vergisi oranlarını kapsadığı söylenen Gümrük Tarife Cetveli, idari uygulamalarda esas tutulması zorunlu metinler arasında sayılmıştır. 4458 sayılı Kanunun 3’üncü ve devamı maddeleriyle de, gümrük mevzuatını uygulayarak gümrük işlemlerini yapma yetki ve görevi Gümrük İdarelerine verilmiştir. … Gümrük idaresine ve onun görevlilerine ait olan bu belirlemenin gümrük mükelleflerine yaptırılması ise, Anayasada yasaklanan ANGARYA niteliği taşıyacağından, olanaklı bulunmamaktadır.” yönündeki görüş ve gerekçeyle, gümrüğe sunulan eşyanın vergi oranının beyan edilmediği gerekçesiyle, Gümrük Kanunu uyarınca idari para cezası uygulanamayacağına hükmedilmiş bulunmaktadır.
Danıştay 7. Dairesinin 01.07.2010 tarihli, E. 2009/1308, K. 2010/3658 sayılı Kararında da; Yüksek Mahkemenin yukarıda zikredilen kararında yer alan görüş ve gerekçenin yanında “… 4458 sayılı Kanunun 3. ve devamı maddeleriyle de gümrük mevzuatını uygulayarak gümrük işlemlerini yapma yetki ve görevi Gümrük İdarelerine verilmiştir. Dolayısıyla; Gümrük Tarife Cetvelini uygulama görevi, gümrük mevzuatını uygulamakla görevli Gümrük İdarelerine aittir. O halde, ithal edilen eşyaya uygulanacak gümrük tarifesinin ve vergi oranının da her beyanname ile ilgili olarak, bu İdarelerce belirlenmesi yasal zorunluluktur, Yasada, gümrük tarifesinin ve vergi oranının yükümlülerce beyanını gerekli ve zorunlu kılan bir düzenleme mevcut değildir. Gümrük İdaresine ve onun görevlilerine ait olan bu belirlemenin gümrük mükelleflerine yaptırılması ise. Anayasada yasaklanan angarya niteliği taşıyacağından, olanaklı bulunmamaktadır. …”. Denilmektedir.
Yukarıdaki Mevzuat Ve Yüksek Mahkeme İçtihatlarında Hükmedildiği Üzere; İthal veya ihraç eşyasının GTİP’inin tespiti, GTİP tespitine bağlı olarak tayin edilen eşyaya isabet eden gümrük vergileri oranlarının belirlenmesi ile gümrük mevzuatı, dış ticaret mevzuatı ve diğer mevzuat hükümleri bakımından yapılacak işlemleri yürütmek görevi -(İthalatçı ve/veya ihracatçıya değil)- gümrük idaresine verilmiştir.
Nitekim, Gümrük Yönetmeliğinin ilgili maddeleri ile konuya ilişkin Gümrükler Genel Müdürlüğünün çeşitli genelgeleri ve tasarruflu yazılarında da gümrük idaresinin nasıl işlem yapması gerektiği belirtilmiştir.
Gümrük Kanununun 234.maddesine göre bahse konu olaya uygulanan Ceza Kararı; Anayasa`nın “Vergi Ödevi” Kenar Başlıklı 73.Maddesinin Üçüncü Fıkrasındaki “Vergi, Resim, Harç Ve Benzeri Malî Yükümlülükler Kanunla Konulur, Değiştirilir Veya Kaldırılır.”, ‘Suç Ve Cezalara İlişkin Esaslar’ Başlıklı 38’inci Maddesi; “Hiç Kimse, İşlendiği Zaman Yürürlükte Bulunan Kanunun Suç Saymadığı Bir Fiilden Dolayı Cezalandırılamaz …”, “Ceza Ve Ceza Yerine Geçen Güvenlik Tedbirleri Ancak Kanunla Konulur …” Hükümlerine de Aykırıdır.
Anayasada vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde yasanın belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisinin Cumhurbaşkanına verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi (AYMK, E.2017/117 K.2018/28, 28.2.2018). Bu hükmü şöyle yorumlamıştır: “ … Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülük öngören kanunlarda sosyal, ekonomik, mali ve kültürel amaçlı birtakım muaflık, istisna ve indirimler getirilmesi, kanun koyucunun takdirine bağlı bir konudur. Anayasa’da vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık,
istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde değişiklik yapabilme yetkisinin Bakanlar Kuruluna verilebileceği belirtilmekle birlikte Bakanlar Kuruluna verilen bu yetkinin kullanılabileceği alt ve üst sınırların da kanunda belirtilmesi zorunludur. Bakanlar Kurulunun bu sınırları aşacak biçimde herhangi bir düzenleme getirebilmesi olanaklı değildir. Bir başka deyişle Bakanlar Kuruluna verilen bu yetki “koşullu ve sınırlı bir yetki”dir. Vergilendirmede esas kural, vergilerin kanunla konulup kaldırılması ve değiştirilmesi olduğundan verginin yasallığı ilkesinin zedelenmesine yol açacak ve yasama yetkisinin yürütme organına devri sonucunu doğuracak şekilde yürütme organına sınırsız bir yetki verilmesi kabul edilemez (İçtihat- AYMK, E.2017/117 K.2018/28, 28.2.2018).
(Bilindiği üzere, uygulanmakta olan Başkanlık Sisteminde Bakanlar Kurulunun Yetkisini Cumhurbaşkanı kullanmaktadır).
– Anayasa mahkemesinin kararından da görüldüğü gibi Cumhurbaşkanına bile verilmeyen bir yetkinin, olayda uygulanması mümkün olmayan Gümrük Kanununu yanlış yorumlamak suretiyle yorum ve kıyas yoluyla ceza uygulamak anlamına gelecek şekilde söz konusu Ceza Kararının uygulanması Anayasa ve yasalara aykırıdır. Bu nedenle, herhangi bir maddi ve hukuki dayanağı bulunmayan Ceza Kararının İPTALİ gerekir.
Gümrük Kanunu’nun 231. Maddesinde Yer Alan Gümrük Cezalarında “Kasıt Aranmaz” Hükmü Madde Metninden Çıkarıldığından, Şirketimizin Dava Konusu Olayda Herhangi Bir Kastı ve İhmali Davranışı Bulunmadığından ve Gümrük İdaresinin De Bu Yönde Herhangi Bir Tespiti ve İddiası Da Bulunmadığından İlgili Ek Tahakkuk Kararının Kaldırılması Gerekir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu 2.maddesi uyarınca; 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nda ön görülen ve idari para cezasının gerektiren fiillerin, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında kabahat fiili niteliğinde olduğu hususunda şüphe bulunmamaktadır. Eski 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suçlar, cürüm ve kabahatler olmak üzere iki ayırıma tabi tutulmuştur. Son düzenlemeler neticesinde, Ceza hukuku tatbikatında suçlar 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda, kabahatler ise 5326 sayılı Kabahatler Kanununda düzenlenmiştir. Bu şekilde, kabahatler ceza hukuku tatbikatı haricinde bırakılarak, bunlar için 5326 sayılı Kanunla idari müeyyideyle yetinilmiştir.
5326 sayılı Kanunun 4.maddesi ile kabahat fiilleri bakımından kanunilik ilkesi benimsenmiştir. Dolayısıyla, tıpkı ceza hukukunda olduğu gibi hangi fiilin kabahat niteliği taşıyacağının kabahati tayin eden kanunda açıkça zikredilmesi gerekir.
– Sistem hatasından da kaynaklansa gümrük vergilerinin eksik ya da yanlış hesaplanması nedeniyle yükümlüye ceza verileceğine ilişkin Gümrük Kanunu’nda bir hüküm bulunmamaktadır.
Öte yandan, 4458 sayılı Kanunun 231.maddesinin 2.fıkrası, “Bu Kanun hükümlerine göre para cezası verilmesinde ve bu cezaların idari itiraz mercilerince hükme bağlanmasında, para cezasını gerektiren eylemde bulunanların kasıtlı olup olmadıkları aranmaz.” Hükmü, Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun- 5911 (07.07.2009 t. 27281 s. R.G.) 57.maddesi ile kanundan çıkarılmıştır.
– Bu tarihten (07.07.2009 tarihinden) sonra, Gümrük Kanunu’na göre verilen cezalarda kasıt aranmaktadır.
– “… para cezasını gerektiren eylemde bulunanların kasıtlı olup olmadıkları aranmaz” hükmü yasa metninden çıkarıldığından, verilen cezalarda “kasıt” aranacağı açıktır. Kasıt ve taksir Kabahatler Kanununda tanımlanmamıştır. Bu nedenle 5237 sayılı TCK’nın 5.maddesine göre; “1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.” Hükmünden hareketle, aynı kanununun kasıt 21. ve taksir 22. maddeleri çerçevesinde konunun değerlendirilmesi gerekir.
Danıştay’ın örnek niteliğindeki bir kararında; “…Ceza Hukukunda, kanunun cezalandırdığı eylem olarak tanımlanan suç, isnat kabiliyetine sahip bir şahsın kusurlu iradesinin yarattığı icrai veya ihmali bir hareketin meydana getirdiği, kanunda yazılı tipe uygun, hukuka aykırı ve yaptırım olarak bir cezanın uygulanmasını gerektiren eylemdir. Bu tanıma göre bir eylemin suç sayılabilmesi için, eylem sahibinin kusurlu iradesinin ürünü olması, kanunda sayılı tipe uygun bulunması ve bir yaptırımın uygulanmasını gerektiriyor olması şarttır. Vergi suçu, verginin mükellefi veya sorumlusu ya da bunlarla hukuki ilişkide bulunan üçüncü kişilerce vergi kanunlarında tanımı yapılan ve genellikle kamu maliyesinin gelir kaybına yol açan, vergi kanunlarıyla getirilen kuralların ihlali sonucunu doğuran eylemdir. Ceza ise, suç tanımına uyan eylemi gerçekleştiren kişilere uygulanacak olan ve nev`i, süresi ve miktarları kanunla belirlenen yaptırımlardır. Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve kanunun açıkça cezayı arttırıcı bir neden olarak görmediği bir husustan dolayı kimsenin cezasının artırılamayacağı, “suçta kanunilik”; hiç kimsenin belli bir suçla ilgili olarak kanunda öngörülmeyen bir ceza ile ya da kanunda öngörülenden daha ağır bir ceza ile cezalandırılmayacağı ise, “cezada kanunilik” ilkesinin özünü oluşturmaktadır. …
Yukarıda yer alan tanımlardan da anlaşılacağı üzere, suç ile onun hukuki müeyyidesi olan cezanın ortak öznesi, suçu işleyen kişidir. “Ceza sorumluluğunun şahsiliği” ilkesi gereği, cezanın muhatabının, iştirak hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kanunların suç saydığı eylemi gerçekleştiren kişi olması zorunludur. …” (İçtihat- D7D Esas : 2007/1132 Karar : 2008/1782 Tarih : 18.03.2008).
A.TR dolaşım belgesinin sonradan (tescilden sonra) ibraz edilmesi Gümrük Vergisi, haliyle İdarece düzenlenen Ek Tahakkuk Kararını ortadan kaldırdığına göre, bu Ek Tahakkuk Kararına bağlı olarak düzenlenen Ceza Kararının da ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Konu hakkında tarafımıza/firmamıza tebliğ edilen …….. sayılı, ………… TL tutarındaki Ceza kararının 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 210 ve 211.maddelerine istinaden kaldırılması hususunda gerekli işlemin yapılmasını arz ve talep ederiz.
Saygılarımızla.
Kocaeli, 08.12.2025
Kerim Çoban
Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi
© Çoban Gümrük Denetim Danışmanlık. Tüm Hakları Saklıdır. Powered by Maple Yazılım.