KDV MUAFİYETİ UYGULANAN İTHALAT İŞLEMİNE CEZA UYGULANIR MI?

10.12.2025

Konu : 8453.10.00.00.00 GTİP’ de, imalat sanayinde kullanılan makineler olduğu gerekçesi ile 3065 sayılı KDV kanunu geçici madde 39 kapsamına göre vergi dairesinden alınan izne istinaden KDV’den muaf olarak ithali yapılan eşyanın ilgili Gümrük idaresince yapılan inceleme sonucunda 8453.80.00.00.00 GTİP’de yer aldığının belirtilerek EK Tahakkuk ve Ceza kararları düzenlendiği, söz konusu olaya Ceza uygulanıp uygulanmayacağı hususu hakkında.

I- İLGİLİ MEVZUAT HÜKÜMLERİ

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 234.maddesine göre ceza uygulanabilmesi için: “1. Serbest dolaşıma giriş rejimi veya kısmi muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda;
a)15 incimaddede belirtilen Gümrük Tarifesini oluşturan unsurlarda veya vergilendirmeye esas olan sayı, baş, ağırlık gibi ölçülerinde aykırılık görüldüğü ve beyana göre hesaplanan ithalat vergileri ile muayene sonuçlarına göre alınması gereken ithalat vergileri arasındaki fark % 5’i aştığı takdirde, ithalat vergilerinden ayrı olarak bu farkın üç katı para cezası alınır. 
b) Kıymeti üzerinden ithalat vergilerinetabi eşyanın beyan edilen kıymeti, 23 ilâ 31inci maddelerde yer alan hükümler çerçevesinde belirlenen kıymete göre noksan bulunduğu takdirde, bu noksanlığa ait ithalat vergilerinden başka vergi farkının üç katı para cezası alınır. 
c) Satış birimine göre miktar itibarıyla % 5’i geçmeyen bir fark ile maddi hesap hatasındandoğan noksan kıymet beyanlarında, bu farklara ait ithalat vergilerindenbaşka vergi farkının yarısı tutarında para cezası alınır.”. Şartlarının herhangi birisinin olması gerekir.

Mezkûr olayda, bu şartlardan hiç birisi oluşmamıştır.

…….. Gümrük Müdürlüğü’nde işlem gören ……… sayı ve 19.10.2023 tarihli beyanname kapsamı eşya 8453.10.00 GTİP’ de, imalat sanayinde kullanılan makineler olduğu gerekçesi ile 3065 sayılı KDV kanunu geçici madde 39 kapsamına göre vergi dairesinden alınan muafiyet yazısına istinaden KDV’ den muaf olarak beyan edilmiştir.

– Daha sonra gümrük müdürlüğünce yapılan incelmeye göre ise ürünün 8453.80.00.00.00 GTİP ’de diğer makine ve cihazlar sınıfında olduğu gerekçesi ile KDV’den muaf olmayacağı yönünde tespit yapılmıştır.

Söz konusu eşya alınan Muafiyet Yazısı kapsamında olmasa (Gümrük İdaresinin tespit ettiği gibi 8453.80.00.00.00 GTİP’te olsa) bile sadece tekabül eden vergilerin tahsil edilmesi, her hangi bir ceza (Gümrük Kanunu’nun 234.maddesi) uygulanmaması gerekir.

                                                                                                                                                                                                                                        Sayfa 1 / 5




1-
Uygulanan Ceza Kararı, Anayasa`nın “Vergi Ödevi” Kenar Başlıklı 73.Maddesinin Üçüncü Fıkrasındaki “Vergi, Resim, Harç Ve Benzeri Malî Yükümlülükler Kanunla Konulur, Değiştirilir Veya Kaldırılır.”, ‘Suç Ve Cezalara İlişkin Esaslar’ Başlıklı 38’inci Maddesi; “Hiç Kimse, İşlendiği  Zaman Yürürlükte Bulunan Kanunun Suç Saymadığı Bir Fiilden Dolayı Cezalandırılamaz   …”,  “Ceza Ve Ceza Yerine Geçen Güvenlik Tedbirleri Ancak Kanunla Konulur …” Hükümlerine Aykırıdır.

Anayasada vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde yasanın belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisinin Cumhurbaşkanına verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi (AYMK, E.2017/117 K.2018/28, 28.2.2018). Bu hükmü şöyle yorumlamıştır: “ …  Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülük öngören kanunlarda sosyal, ekonomik, mali ve kültürel amaçlı birtakım muaflık, istisna ve indirimler getirilmesi, kanun koyucunun takdirine bağlı bir konudur.  … Anayasa’da vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde değişiklik yapabilme yetkisinin Bakanlar Kuruluna verilebileceği belirtilmekle birlikte Bakanlar Kuruluna verilen bu yetkinin kullanılabileceği alt ve üst sınırların da kanunda belirtilmesi zorunludur. Bakanlar Kurulunun bu sınırları aşacak biçimde herhangi bir düzenleme getirebilmesi olanaklı değildir. Bir başka deyişle Bakanlar Kuruluna verilen bu yetki “koşullu ve sınırlı bir yetki”dir. Vergilendirmede esas kural, vergilerin kanunla konulup kaldırılması ve değiştirilmesi olduğundan verginin yasallığı ilkesinin zedelenmesine yol açacak ve yasama yetkisinin yürütme organına devri sonucunu doğuracak şekilde yürütme organına sınırsız bir yetki verilmesi kabul edilemez (İçtihat- AYMK, E.2017/117 K.2018/28, 28.2.2018).
(Bilindiği üzere, uygulanmakta olan Başkanlık Sisteminde Bakanlar Kurulunun Yetkisini Cumhurbaşkanı kullanmaktadır).

– Anayasa mahkemesinin kararından da görüldüğü gibi Cumhurbaşkanına bile verilmeyen bir yetkinin, olayda uygulanması mümkün olmayan Gümrük Kanununu yanlış yorumlamak suretiyle yorum ve kıyas yoluyla ceza uygulamak anlamına gelecek şekilde söz konusu Ceza Kararının uygulanması Anayasa ve yasalara aykırıdır. Bu nedenle, herhangi bir maddi ve hukuki dayanağı bulunmayan Ceza Kararının kaldırılması gerekir.

2- Gümrük Kanunu’nun 231. Maddesinde Yer Alan Gümrük Cezalarında “Kasıt Aranmaz” Hükmü Madde Metninden Çıkarıldığından, Şirketimizin Ceza Konusu Olayda Herhangi Bir Kastı ve İhmali Davranışı Bulunmadığından ve Gümrük İdaresinin De Bu Yönde Herhangi Bir Tespiti ve İddiası Da Bulunmadığından İlgili Ceza Kararının Kaldırılması Gerekir.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu 2.maddesi uyarınca; 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nda ön görülen ve idari para cezasının gerektiren fiillerin, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında kabahat fiili niteliğinde olduğu hususunda şüphe bulunmamaktadır. Eski 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suçlar, cürüm ve kabahatler olmak üzere iki ayırıma tabi tutulmuştur. Son düzenlemeler neticesinde, Ceza hukuku tatbikatında suçlar 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda, kabahatler ise 5326 sayılı Kabahatler Kanununda düzenlenmiştir. Bu şekilde, kabahatler ceza hukuku tatbikatı haricinde bırakılarak, bunlar için 5326 sayılı Kanunla idari müeyyideyle yetinilmiştir.

                                                                                                                                                                                                                     Sayfa 2 / 5




5326 sayılı Kanunun 4.maddesi ile kabahat fiilleri bakımından kanunilik ilkesi benimsenmiştir. Dolayısıyla, tıpkı ceza hukukunda olduğu gibi hangi fiilin kabahat niteliği taşıyacağının kabahati tayin eden kanunda açıkça zikredilmesi gerekir.

Diğer taraftan, 4458 sayılı Kanunun 231.maddesinin 2.fıkrası, “Bu Kanun hükümlerine göre para cezası verilmesinde ve bu cezaların idari itiraz mercilerince hükme bağlanmasında, para cezasını gerektiren eylemde bulunanların kasıtlı olup olmadıkları aranmaz.” Hükmü, Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun- 5911 (07.07.2009 t. 27281 s. R.G.) 57.maddesi ile kanundan çıkarılmıştır.

– Bu tarihten (07.07.2009 tarihinden) sonra, Gümrük Kanunu’na göre verilen cezalarda kasıt aranmaktadır. Bunun yanında KDV mahsup edilebilen, iade olarak alınabilen bir vergi olduğundan eksik ödenmesinin yükümlüye herhangi bir faydası da  yoktur. 

5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri çerçevesinde 4458 sayılı Gümrük Kanunun 231/2 inci maddesinde; “… para cezasını gerektiren eylemde bulunanların kasıtlı olup olmadıkları aranmaz” hükmü yasa metninden çıkarıldığından, verilen cezalarda “kasıt” aranacağı açıktır. Kasıt ve taksir Kabahatler Kanununda tanımlanmamıştır. Bu nedenle 5237 sayılı TCK’nın 5.maddesine göre; “1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.” Hükmünden hareketle, aynı kanununun kasıt 21. ve taksir 22. maddeleri çerçevesinde konunun değerlendirilmesi gerekir.           

Danıştay’ın örnek niteliğindeki bir kararında; “…  Ceza Hukukunda, kanunun cezalandırdığı eylem olarak tanımlanan suç, isnat kabiliyetine sahip bir şahsın kusurlu iradesinin yarattığı icrai veya ihmali bir hareketin meydana getirdiği, kanunda yazılı tipe uygun, hukuka aykırı ve yaptırım olarak bir cezanın uygulanmasını gerektiren eylemdir. Bu tanıma göre bir eylemin suç sayılabilmesi için, eylem sahibinin kusurlu iradesinin ürünü olması, kanunda sayılı tipe uygun bulunması ve bir yaptırımın uygulanmasını gerektiriyor olması şarttır. Vergi suçu, verginin mükellefi veya sorumlusu ya da bunlarla hukuki ilişkide bulunan üçüncü kişilerce vergi kanunlarında tanımı yapılan ve genellikle kamu maliyesinin gelir kaybına yol açan, vergi kanunlarıyla getirilen kuralların ihlali sonucunu doğuran eylemdir. Ceza ise, suç tanımına uyan eylemi gerçekleştiren kişilere uygulanacak olan ve nev`i, süresi ve miktarları kanunla belirlenen yaptırımlardır. Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve kanunun açıkça cezayı arttırıcı bir neden olarak görmediği bir husustan dolayı kimsenin cezasının artırılamayacağı, “suçta kanunilik”; hiç kimsenin belli bir suçla ilgili olarak kanunda öngörülmeyen bir ceza ile ya da kanunda öngörülenden daha ağır bir ceza ile cezalandırılmayacağı ise, “cezada kanunilik” ilkesinin özünü oluşturmaktadır.  …

Yukarıda yer alan tanımlardan da anlaşılacağı üzere, suç ile onun hukuki müeyyidesi olan cezanın ortak öznesi, suçu işleyen kişidir. “Ceza sorumluluğunun şahsiliği” ilkesi gereği, cezanın muhatabının, iştirak hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kanunların suç saydığı eylemi gerçekleştiren kişi olması zorunludur.   …” (İçtihat- D7D Esas : 2007/1132 Karar : 2008/1782 Tarih : 18.03.2008).

                                                                                                                                                                                                                     Sayfa 3 / 5




İlişikte örneği sunulan Danıştay 7. Dairesinin 14.04.2009 tarihli, E. 2007/2448, K. 2009/1929 sayılı kararı ile;
“…gümrük vergilerinin Gümrük Kanununun 195’inci maddesinin 1’inci fıkrası hükmünde, Gümrük İdaresi tarafından gerekli bilgiler kullanılarak tahakkuk ettirileceği söylenmiş; aynı Kanunun 15’inci maddesinin 1’inci fıkrasında ise, anılan vergilerin, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihte yürürlükte olan gümrük tarifesine göre hesaplanacağı öngörüldükten sonra, 7’nci fıkrasında da, aynı maddenin 3 üncü fıkrasının (c) bendinde, gümrük vergisi oranlarını kapsadığı söylenen Gümrük Tarife Cetveli, idari uygulamalarda esas tutulması zorunlu metinler arasında sayılmıştır. 4458 sayılı Kanunun 3’üncü ve devamı maddeleriyle de, gümrük mevzuatını uygulayarak gümrük işlemlerini yapma yetki ve görevi Gümrük İdarelerine verilmiştir. Dolayısıyla, Gümrük Tarife Cetvelini uygulama görevi, gümrük mevzuatını uygulamakla görevli bu idarelere aittir. O halde, ithal edilen eşyanın kıymetine uygulanacak gümrük vergisi oranının da her beyanname ile ilgili olarak, bu idarelerce belirlenmesi yasal zorunluluktur. Yasada, vergi oranının yükümlülerce beyanını gerekli ve zorunlu kılan bir düzenleme de mevcut değildir., olanaklı bulunmamaktadır Gümrük idaresine ve onun görevlilerine ait olan bu belirlemenin gümrük mükelleflerine yaptırılması ise, Anayasada yasaklanan ANGARYA niteliği taşıyacağından.” yönündeki görüş ve gerekçeyle, gümrüğe sunulan eşyanın vergi oranının beyan edilmediği gerekçesiyle, Gümrük Kanunu uyarınca idari para cezası uygulanamayacağına hükmedilmiş bulunmaktadır (İçtihat).

Danıştayın yerleşmiş içtihatlarında “Davacı adına …yılında tescilli muhtelif tarih ve sayılı  serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın % 18 katma değer vergisi oranına tabi olduğu halde katma değer vergisinden muaf olarak beyan edildiğinden bahisle ek olarak tahakkuk ettirilen katma değer vergisi ile bu vergi üzerinden 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 234. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca hesaplanarak karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk derece mahkemesi kararlarının özeti… Katma Değer Vergisi oran farklılığından kaynaklanan kısmında ise hukuka aykırılık görülmediği; ithal edilen eşyaya ait katma değer vergisi oranının gümrük idaresince kendiliğinden tespit edilebileceği, olayda, idareye sunulan bilgi ve belgelerin, eşyanın tabi tutulacağı vergi oranının belirlenmesi bakımından eksik, yanlış ya da yanıltıcı olduğu konusunda bir iddianın bulunmadığı anlaşıldığından cezalandırma eyleminin oluşmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin para cezasına ilişkin kısmında da hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kısmen dava konusu işlemin iptaline, kısmen de davanın reddine karar verilmiştir.”

 II- SONUÇ

1- …… Gümrük Müdürlüğü’nde işlem gören ………… sayı ve 19.10.2023 tarihli beyanname kapsamı eşya 8453.10.00 GTİP’ de, imalat sanayinde kullanılan makineler olduğu gerekçesi ile 3065 sayılı KDV kanunu geçici 39.maddesi kapsamına göre vergi dairesinden alınan muafiyet yazısına istinaden KDV’den muaf olarak beyan edilmiş olmakla birlikte, 

Gümrük müdürlüğünce yapılan incelemeye göre, ürünün 8453.80.00.00.00 GTİP’de diğer makine ve cihazlar sınıfında olduğu gerekçesi ile KDV’den muaf olmayacağı yönünde tespit yapıldığından eşyaya  tekabül eden vergilerin ödenmesi,

2- …….. Gümrük Müdürlüğü’nce tanzim ve tebliğ edilen ……… tarih ve ………… sayılı Ceza Kararı konusu ithal edilen eşyaya ait katma değer vergisi oranının gümrük idaresince kendiliğinden tespit edilebileceği,

                                                                                                                                                                                                                    Sayfa 4 / 5




olayda, idareye sunulan bilgi ve belgelerin, eşyanın tabi tutulacağı vergi oranının belirlenmesi bakımından eksik, yanlış ya da yanıltıcı olduğu konusunda bir iddianın bulunmadığı,
nitekim beyan edilen bilgi ve belgelere göre eşyanın GTİP’nin beyan edilenden farklı olduğunun eşyanın gümrük işlemlerini yapan taşra gümrük idaresince tespit edilememesine karşın, beyan edilen aynı bilgi ve belgelerden hareketle merkez gümrük idaresince (Ticaret Araştırmaları ve Risk Değerlendirme Genel Müdürlüğü) aynı bilgi ve belgelerden hareketle tespit edilmiş olması da bu durumu kanıtlamaktadır.

Diğer taraftan, ithal edilen eşyaya uygulanacak gümrük tarifesinin ve vergi oranının ilgili gümrük idaresince belirlenmesi yasal zorunluluk olduğundan, diğer bir ifadeyle, yukarıda anılan mevzuat ve içtihat hükümlerine göre, para cezası hesaplanarak karara bağlanmasını gerektirecek herhangi bir sebep  bulunmadığından, Gümrük Kanunu’nun 242.maddesi gereği süresi (Tebliğ tarihinden itibaren 15 gün) içinde ilgili Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü’ne İtiraz Edilmesi, itirazın ret edilmesi durumunda ise aynı madde hükmü gereği  30 gün içinde İlgili Vergi Mahkemesine Dava Açılması,

Gerekir. Diye, düşünüyoruz.

Kocaeli, 10.12.2025

Kerim Çoban                                                                                                                                            Sefa Yayla
Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi                                                                                                Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi  

© Çoban Gümrük Denetim Danışmanlık. Tüm Hakları Saklıdır. Powered by Maple Yazılım.